YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6259
KARAR NO : 2014/21998
KARAR TARİHİ : 24.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanık …’ın İş Bankasında görevli personel olduğu, sanık …’ün, daha önceki tarihte İş Bankasından almış olduğu Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesindeki kredi limitini 15.000 TL artırmak için bankaya müracaat ettiği, limit artırma sözleşmesini sanık ve kefil sıfatıyla katılanların imzaladıkları ancak borcun ödenmemesi nedeniyle bankanın başlattığı takip neticesinde, katılanların sanık …’e kefil olmadıklarını, olay günü bankaya … isimli arkadaşlarına kefil olmak için gelip imza atıp gittiklerini, …’ın kredi almaktan vazgeçtiğini ancak bankadan evrakları almadığını, kendilerinin …’ü tanımadıklarını ve onun sözleşmesine imza atmadıklarını, sanık …’ın kendilerinden aldığı imzanın üst tarafına diğer sanık …’ün imzasını alarak, belgede sahtecilik suçunu işlediğini beyan ettikleri, bu suretle sanıklar hakkında tahsis edilmemesi gereken kredinin açılmasını sağlamak amacıyla dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanık …’ün, katılanları olay günü bankada görmesi üzerine kefil olmalarını istediğine ve katılanların kabul ederek kendisine kefil olduklarına yönelik beyanı ile sözleşmedeki imzaların katılanlara ait olduğunun katılanların beyanlarıyla sabit olması karşısında kredi sözleşmesinde borçlu durumda bulunan katılanların ilgili banka şubesine gidip sanık … için kefil olduklarının kabul edilmesi gerektiği, aksi durumda kefil olan kişilerin, alınan kredinin asıl borçlu tarafından ödenmemesi durumunda, kendilerinin aslında başka bir kişiye kefil olmak için boş kredi sözleşmesi imzaladıklarını, ancak bu kişinin kredi almaktan vazgeçmesi üzerine banka görevlileri tarafından imzalı kredi sözleşmesinin başka bir kişinin aldığı kredi için kullanıldığını iddia etmeleri sonucunu oluşturacağı anlaşılmakla sanıkların üzerlerine atılı suçları işledikleri yönünde her hangi somut, inandırıcı, mahkumiyet için yeterli, her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği gerekçesiyle kurulan beraat hükümlerinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 24/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.