Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6514 E. 2013/4560 K. 13.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6514
KARAR NO : 2013/4560
KARAR TARİHİ : 13.03.2013

Sanıklar …, …, …, …’nın, katılan …’na yönelik Dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f,62 maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 25.000 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair Antalya 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 21/09/2010 tarihli ve 2009/139 esas, 2010/387 sayılı karar lehine vaki temyiz istemleri üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/05/2011 gün ve 2011/170061 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş,Dairemizin 12/10/2011 gün ve 2011/25860 Esas 2011/4504 sayılı kararıyla hükmün Onamasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK.nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine
Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 12/10/2011 gün ve 2011/25860 Esas 2011/4504 sayılı kararının Sanıklar …,…, …, …’nın,katılan …’na yönelik Dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f,62 maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 25.000 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair kısmının onanmasına ilişkin bölümünün KALDIRILMASINA,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Somut olayda; sanıkların katılan …’ndan “15.000 TL meblağlı sahte çek ile mobilya aldıkları anlaşılmakla mahkemenin dolandırıcılık suçunun işlendiğine dair kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır,
Diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
Katılanın 19.06.2009 tarihli celsede “kısmi iade yapıldı”, Katılan vekilinin 04.05.2010 tarihli celsede “bizim mağduriyetimiz giderilmiştir, sanıklar hakkındaki şikayetimizden vazgeçiyoruz” şeklinde beyanda bulunmaları karşısında; sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK.nun 168/2.maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, itiraz bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar bu suçlardan cezaevine infaz için alınmış olup ve yerel mahkemece verilen mahkumiyet kararları bozulmuş bulunduğundan 1412 sayılı CMUK.nun 312.maddesi uyarınca başka suçtan hükümlü veya tutuklu değillerse TAHLİYELERİNE, sanıkların derhal salıverilmelerinin temini için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 13.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.