Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6570 E. 2014/21890 K. 23.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6570
KARAR NO : 2014/21890
KARAR TARİHİ : 23.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Otobüs durağında bekleyen müştekinin yanına gelen sanığın, müştekiye “seni bir yerden tanıyorum ama nereden” diyerek müşteki ile konuşmaya başladığı, müştekinin sanığı tanımadığını söylemesi üzerine, sanığın müştekiye “…’da mı oturuyorsun?” dediği, müştekinin kendisinin orada oturmadığını ancak tanıdıkları …İsimli kişinin orada oturduğunu söylemesi üzerine, sanığın “Ben …’nin eniştesiyim” dediği, sonrasında sanığın müşteki ile tanıyormuş gibi konuşmaya devam ettiği, daha sonra müştekiye hitaben “su alacam, ancak bozuk param yo,k sen de var mı?” dediği ve 20 TL bozdurmak istediği, bunun üzerine müştekinin sanığa 4 adet 5 TL verdiği, sanığın 4 adet 5 TL’yi aldıktan sonra 20 TL parayı vermeden kaçtığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve müşteki beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık tarafından işlendiği anlaşılmakla hakkında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiş, sanığın suça konu olayda hile kullanarak müştekinin iradesini etkilediği anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 168. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle gidermesi gerektiği, ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.05.2008 gün ve 2008/11-127-147 sayılı kararında açıklandığı üzere 5237 sayılı Kanunun 168. maddesi “pişmanlıktan kaynaklanan iade ve tazmini” esas aldığı, somut olayda ise, 13.07.2011 tarihli tutanaktan 20 TL’nin müştekiye polisler tarafından iade edildiği anlaşılmakla sanık hakkında yazılı şekilde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi gereğince 240 gün adli para cezası belirlendikten sonra aynı kanunun 168/1. maddesi gereğince 2/3 oranında indirim yapılırken 80 gün yerine 160 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde yer alan 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 240 gün adli para cezası temel ceza olarak belirlendikten sonra aynı kanunun 168/1. maddesi gereğince 2/3 oranında indirim yapılarak sanığın 160 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ifadenin hükümden çıkartılarak yerine “5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 240 gün adli para cezası belirlendikten sonra aynı kanunun 168/1. maddesi gereğince 2/3 oranında indirim yapılırken 80 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına ve yine aynı kanunun 52. maddesi gereğince günlüğü 20 TL’den sonuç olarak 1600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.