Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6598 E. 2015/226 K. 13.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6598
KARAR NO : 2015/226
KARAR TARİHİ : 13.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, ortadan kaldırma, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar …, … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet, sanık … hakkında özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararlarının temyiz incelemesinde;
Sanıklar …, …’e yüklenen nitelikli dolandırıcılık, sanık …’a yüklenen özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının gerektirdiği cezaların miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerine göre hesaplanan 7 yıl 6 aylık zamanaşımı suç ve karar tarihleri arasında gerçekleştiğinde katılan vekilinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. Maddesi gerağince hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. Maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca sanıklar hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet sanık Mehmet Kılıç hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen ortadan kaldırma kararının temyiz incelemesinde;
a-Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçu yönünden,
Sanığın Özel … Tıp Polikliniğinin sorumlu müdürü ve aynı zamanda şirket ortağı olduğu, poliklinik ile katılan kurum arasında 24/03/2004 tarihinde sözleşme imzalandığı, şahsı adına sanki radyoloji kursu görmüş gibi radyoloji uzmanı doktor … imzalı sahte olarak düzenlenmiş sertifikayı kurumca yapılan soruşturma sırasında kurum yetkililerine sunmak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, suç tarihinin sahte belgenin kullanıldığı katılan kurum başmüfettişi, tıp meslekleri şube müdürü ve sanıkça imzalanan 08.02.2006 tarihi olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki zamanaşımı nedeniyle düşme isteyen görüşe iştirak olunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “ortadan kaldırılmasına” ibaresinin çıkarılarak yerine “5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereğince düşmesine” denilmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
b-Sanık Mehmet Kılıç hakkında özel belgede sahtecilik suçu yönünden,
Sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereğince düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ortadan kaldırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “ortadan kaldırılmasına” ibaresinin çıkarılarak yerine “5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereğince düşmesine” denilmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,

nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Uzman doktor olan sanığın, 02/03/2004 tarihinden itibaren Özel… Tıp Polikliniğinin sorumlu müdürü ve aynı zamanda şirket ortağı olduğu, poliklinik ile katılan kurum arasında 24/03/2004 tarihinde sözleşme imzalandığı, bu sözleşme sonrasında 12381 adet laboratuvar tahlili ile 3385 adet röntgen tetkikini, bakanlıkça verilmiş laboratuvar ve radyoloji ruhsatları bulunmaksızın ve TAEK Güvenilirlik Lisans Belgesi olmaksızın sadece şahsı adına sanki radyoloji kursu görmüş gibi düzenlenmiş sahte sertifikaya istinaden katılan kuruma mevzuat hükümlerine aykırı şekilde fatura ettiği, toplam tutarı 54.807,91 TL olan bu tahlil ve tetkik bedellerinden 35.273,72 TL lik kısmının sahte olarak düzenlenen fatura neticesinde kurum tarafından ödenmesi nedeniyle belirtilen tutar kadar katılan kurum zararına neden olduğu, ayrıca sanığın hak sahibi olup kendi polikliniğine muayene ve tedavi için gelen kişilere uygulanmayan laboratuvar, röntgen ve diğer tahlil ve tetkikleri yapılmış gibi göstermek suretiyle kurumun zararına sebebiyet verdiği, bunun yanında SSK’lı olup katılan kurum açısından hak sahibi olmayan …’ı yazacağı ilaçların SSK tarafından karşılanmayacağını iddia ederek bağkur veya emekli sandığı karnesi ayarlaması yönünde azmettirdiği ve …’ın bu azmettirme ve yönlendirme sonucunda temin etmiş olduğu ağabeyinin eşi olan …’ün sağlık karnesi üzerinden muayenesini yapıp ilaçlarını yazdığı, muayene ve reçete bedellerinin aynı şekilde kuruma fatura edilmesi sonucunda 213,04 TL kurum zararına sebebiyet verdiği iddia olunan somut olayda;
1-Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, öncelikle suça konu laboratuvar, röntgen ve diğer tahlil ve tetkiklerine ilişkin belgelerin asıllarının getirtilmesi, teftiş raporunda adı geçen ve muayene olmadığı halde muayene olmuş gibi gösterilen hastaların ayrıntılı olarak dinlenerek yapıldığı söylenen tetkiklerden haberdar olup olmadıkları hususunda ayrıntılı beyanlarının tespit edilmesi ve gerektiğinde belirtilen teşhislere ilişkin sağlık raporu ve tetkik evrakları getirtilerek yapılan tetkiklerin teşhislerine uygun olup olmadığının belirlenmesi, gerçekte kaç kişinin hiç muayene olmadığı halde olmuş gibi gösterildiği ve bu zararın ne kadar olduğunun kesin olarak tespiti, kamu kurumunun zararının tespit edilmesinde, tahlil ve tetkik yapılmadığı halde yapılmış gibi gösterilen işlemlerin esas alınması gerektiği; buna karşılık olarak tüzük ve yönetmeliklere aykırı olarak, ilgili birimlerden röntgen lisansı bulunmamasına rağmen röntgen çekimi yapılması nedeniyle kuruma fatura edelin

radyoloji çekim faturaların tek başına kurum zararı olarak kabul edilemeyeceği, sonuç olarak ilgili poliklinikte gerçekte bir muayene ve röntgen çekimi yapıldığının ispatlanmış olması halinde, bu gerçek durum nedeniyle kuruma fatura işlemlerinde kurum zararının oluşmayacağı; lisanssız da olsa röntgen çekimi yapılması eylemlerinin idari nitelikte tedbir gerektiren usulsüz eylemler kapsamında kalacağı dikkate alınarak ve karara esas alınan hastalara ilişkin suç tarihlerinin de 01.06.2005 öncesi olması nedeniyle dosyanın bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, 01.06.2005 sonrasında tahlil ve tetkik yapılmadığı halde gibi fatura edilen işlemlerin ne olduğu ve bu işlemlerin kime ait olduğu, kim tarafından hazırlanarak kuruma gönderildiği, her bir hasta bakımından kurum zararının ne olduğunun kesin olarak belirlenmesi, alınacak rapora göre sanığın hukuki durumlarının tayin ve takdirlerinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k)bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin TCK’nın 158/1-f. son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken doğrudan haksız elde olunan yararın iki katının esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.