Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6688 E. 2014/22018 K. 24.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6688
KARAR NO : 2014/22018
KARAR TARİHİ : 24.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçi …’nin, eşi şikayetçi… adına kayıtlı aracı satması için komşusu ve arkadaşı olan …’e verdiği, …’in de bu aracı oto pazarına satmaya götürdüğü, sanık …’un aracı satın alma konusunda … ile konuşarak, 50TL kapora verip 25.600 TL’ye aracı alma konusunda anlaştıkları, sanık …’un, …’e aracın borcu yoktur kağıdını almasını ve vermiş olduğu kağıdın üzerine TC no’sunu yazıp, …adına noterden satış vekaletnamesi vermesini söyleyip ertesi gün buluşmak üzere sözleştikleri, …’in aracın tescil sahibi şikayetçi… ve … ile buluşup durumu anlattığı ve hep birlikte notere gidip, sanık …’un vermiş olduğu TC numarasında yazılı şahsın, aracı devredip satabilmesi için şikayetçi…’nin vekalet verdiği, vekalet verirken noterde TC numarasının … adına olduğunu öğrendikleri ancak yine de vekaleti bir yanlış anlama olduğunu düşünerek … adına düzenlettirdikleri, daha sonra … ve şikayetçi …’nin aracı sanık … ile buluşacakları yere götürüp park ettikleri, birlikte çay ocağına girip oturdukları, sanık …’un şikayetçi …’ye dayısı olduğunu söylediği …’yi göstererek “abi siz burada … ile beraber oturun bana anahtarı verin araba ile eve gidip eşimi alayım, eşimin üzerine olan araç parası 25.600 TL’yi bankadan çekip size getireyim” dediği, şikayetçinin de, temyiz dışı sanık …’nin yanlarında kalmasına güvenip aracın anahtarını sanık …’a verdiği, sanık …’un aracı alıp gittikten bir müddet sonra sanık …’nin sürekli telefonla konuşarak oturmuş oldukları yerden uzaklaşmaya çalıştığı, şüpheli hareketlerde bulunduğu, telefonla konuştukları sanık …’un bulunduğu yer konusunda çelişkili konuşmalar yaptığı ve bahaneler üretip zaman kazanmaya çalıştığını fark ettikleri ve sanık …’nin kaçmasını önleyip polis merkezine getirerek müracaatta bulundukları, polis ekiplerince sanık … refakate alınarak, diğer sanıklarla telefon irtibatına geçildiği, sanık …’un, sanık …’ye buluşmak için söylediği yere görevli polis memurlarının da gittikleri, sanıkların yakalandıkları, aracın temyiz dışı sanık … tarafından aynı gün vekaletle sanık … adına yapıldığının öğrenildiği ve trafik kaydına çalıntı olduğu yazılarak aracın arandığı, bir süre sonra içinde sanıklar …ve …ile birlikte aracın durdurulduğu, sanıkların bu eylemleriyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanıkların savunması, katılanlar ve tanıklar beyanı, araç satış sözleşmesi, vekaletname ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanıklar tarafından işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Her ne kadar 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulanmamış ise de, sanıkların belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasının kanuni sonucu olması nedeniyle, infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık … ‘in ve sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 24.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.