Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6751 E. 2015/367 K. 14.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6751
KARAR NO : 2015/367
KARAR TARİHİ : 14.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, görevi ihmal
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu

kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’ın İhsangazi ilçesinde orman işletme şefi; sanık …’in ise, orman muhafaza memuru olarak görev yaptıkları, sanık …’ın hektar başına 200 TL birim fiyat ile 106-108-121 ve 127 numaralı bölmelerde yapılacak rehabilitasyon çalışması işini sanık …’e tevdii ettiği, işin bitim tarihinde sanık …’in işi tamamladığını söylemesi üzerine sanıklar .. ve ..’nin söz konusu alanlarda herhangi bir tespit işlemi yapmaksızın hakediş belgesini düzenledikleri, hakediş değeri olan 10.211,25 TL’nin sanık …’in hesabına ödendiği ancak sanık … tarafından kendisine tevdi edilen alanlarda çalışma yapılmadığının belirlendiği, bu suretle sanıklar … ve …’in görevi ihmal suçunu, sanık …’in ise kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1- Sanıklar … ve … hakkında görevi ihmal suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık beyanları, bilirkişi raporu, tutanaklar ve tüm dosya kapsamına göre, sanıkların mahkumiyetine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiş, sanıkların içeriği sahte olan belge düzenleme konusunda kasıtlarını ortaya koyan delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanıkların tutanağı düzenlerken kasıtları bulunduğunu ve bu nedenle TCK’nın 257/1 maddesinde belirtilen görevi kötüye kullanma suçunun tartışılması gerektiğini belirterek bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığın ifadesinde, kendisine tevdi edilen alanlarda çalışma yapmadığını beyan ettiği, suça konu 10.211,25 TL’nin sanığın hesabına ödendiği ve sanık tarafından paranın kullanıldığı, sanığın çalışma yapmış gibi beyanda bulunarak haksız menfaat temin ettiği sanık ikrarı, tutanaklar ve tüm

dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.