Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6805 E. 2015/67 K. 12.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6805
KARAR NO : 2015/67
KARAR TARİHİ : 12.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıklardan …’in, gece saatlerinde ikametine gitmekte olan

katılanın yanına gelerek daha önce aralarında motosiklet alım satımı gerçekleşmesi nedeniyle bir sözleşme hazırladığına dair yalan söyleyip, hazırladığı satış sözleşmesini katılana göstererek imzalamasını istediği; fakat evrakların arasına boş bir bonoyu eklediği, katılanın sözleşme niyetine imzaladığı evraklardan bir tanesinin söz konusu boş bono olduğu, sanıkların, bu şekilde hileli yolla katılana imzalatılan senede, borçlu olarak katılan, alacaklı olarak da diğer sanık … yazılıp, bedeli 90.000 TL olarak gösterildikten sonra, kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile katılan aleyhine icra takibinde bulundukları, yapılan icra takibi kapsamında kendisine gönderilen ödeme emri üzerine hakkında yapılan takipten haberdar olan katılanın şikayetçi olduğu, bu şekilde sanıkların, kendilerine herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen katılanı aldatarak söz konusu senedi imzalattırdıktan sonra katılan aleyhine icra takibinde bulunmak suretiyle üzerine atılı olan nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1- Sanıklar haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, katılanın beyanlarına, tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların bu şekilde gerçekleştirdikleri sabit görülen eylemlerinin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanıklar haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
1-Sanıkların, icra takibinden vazgeçmiş oldukları ve haksız menfaatin temin edilememiş olması karşısında, nitelikli dolandırıcılık eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden eylemlerin tamamlanmış olduğu kabul edilerek sanıklara fazla ceza tayini,
2-5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık, suçun tamamlanmasından sonraki pişmanlığı düzenlemekte ve tamamlanan bir suçun yol açtığı zararın giderilmesi, eski hale getirilmesi ya da malın iadesini kapsamakta olduğu dikkate

alındığında, somut olayda nitelikli dolandırıcılık eylemlerinin tamamlanmadığı, bu kapsamda giderilmesi veya eski hale getirilmesi gereken bir zararın da söz konusu olmadığının anlaşılması karşısında; etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanarak sanıklar haklarında eksik ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’nın 326/son maddesi gereği sonuç ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,12.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.