YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6874
KARAR NO : 2015/151
KARAR TARİHİ : 13.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, müştekinin annesine ait emlak ofisine gittiği, burada bir dairenin kiralanması konusunda işlem yaptığı sırada kendisinin havalimanında rent a car şirketi olduğunu ve elemana ihtiyacı olduğundan bahsettiği, bunun üzerine müştekinin de işsiz olduğunu öğrenmesi üzerine kendisini işe alabileceğini söylediği, bu sırada üzerinde Türk parası olmadığını söyleyerek birlikte döviz bozdurmaya gitmeyi teklif ettiği, müştekinin kabulü üzerine yola çıktıkları sırada iki tane cep telefonuna ihtiyacı olduğunu belirttiği, müştekinin bunun üzerine tanıdığı olan cep telefonu bayiisinden iki adet cep telefonu alıp sanığa verdiği, ayrıca sanığın isteği üzerine evini taşıyabilmesi için 130 TL’ye bir kamyonet kiralayıp bu araçla …’na gittikleri, ancak burada sanığın anahtar almaya gidiyorum diyerek ortadan kaybolduğu olayda, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Suçun işleniş biçimi, suçun işlenilmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, zararın ve tehlikenin ağırlığı ve kastın ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki gibi hususlar ile duruşmada izlenen kişiliğine göre cezanın üzerinde etkili olacağı, kasıtlı suçtan sabıkasının olması nazara alınarak şeklindeki yasal ve yeterli gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılmasında bir
isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmeyip, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.12.2006 gün ve 2006/11301 esas, 2006/296 sayılı kararında da açıklandığı üzere “belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlığı altında yeni sistemde güvenlik tedbiri olarak düzenlenmiş bulunan ve hapis cezası mahkumiyetinin yasal sonucu olan hak mahrumiyetleri kararda gösterilmemiş olsa bile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin infaz sırasında dikkate alınması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA, 13.01.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Karşı oy)
Karşı oy:
Temel cezanın tayininde TCK’nın 61. maddesinde belirlenen, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı ile failin güttüğü amaç ve saikı dikkate alınmalıdır. Mahkemece hükmün gerekçesinde sanığın kasıtlı suçtan sabıkası olması da nazara alınarak temel cezanın teşdiden tayin edildiği açıklanarak hüküm kurulmuştur. Adli sicil kaydı TCK’nın 61. maddesine göre temel cezanın tayininde ölçü alınamaz. Sanığın sabıkalı olması TCK’nın 58. maddesine göre hükmün infazında sonuç doğuran tekerrür hükmüdür. Fiilin işlenmesinde TCK’nın 61. maddesinde belirlenen ölçütlere göre bir fazla ağırlık bulunmamaktadır. Cezanın alt sınırdan uzaklaşılmasında bir isabetsizlik yoksa da TCK’nın 3/1. maddesinde amadesinin ”Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. Şeklindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak temel cezanın alt sınırın çok üzerinde tayini yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerektiği kanaatiyle Sayın çoğunluğun hükmün onanması yönündeki görüşüne katılmıyorum.