YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6918
KARAR NO : 2015/957
KARAR TARİHİ : 21.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Trafik işlemleri takipçiliği yapan sanığın, şikayetçi firmalardan Işık …’ye ait araçların motorlu taşıtlar vergilerinin ödenmesi, muayene işlemlerinin yapılması, trafik cezalarının ödenmesi, harçların ödenmesi işlemlerini yürüttüğü, söz konusu iki firma tarafından sanığa firma görevlisi olan Ç…. vasıtasıyla
06/02/2007- 15/05/2007- 30/01/2007- 19/07/2007 tarihlerinde sırayla 700, 1500, 600 ve 7.500. TL para ödemesi yapıldığı, 2006 yılında da aynı sebeple sanığa 6.500. TL ödendiği sanık tarafından şikayetçi firmalara, alınan paranın teminatı olarak 19/02/2007 düzenleme 24/07/2007 ödeme tarihli bononun verildiği, sanığın söz konusu ödemeleri yaptığını belirterek katılan şirketlere … Nakil Vasıtaları Vergi Dairesi tarafından düzenlenmiş görünen 29/09/2006 tarihinden başlayıp 21/07/2007 tarihine kadar devam eden toplam 40 adet sahte vergi dairesi alındı belgesi asıllarını verdiği, katılanların …. plakalı aracın satış işlemleri sırasında bu aracın motorlu taşıtlar vergisinin ödenmediğini öğrenmeleri üzerine vergi dairesinde yaptıkları araştırmada sanığın kendilerine verdiği 40 adet alındı makbuzunun sahte olduğu ortaya çıktığı olayda; sanığın Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün maddi varlığı olan alındı makbuzlarını sahte olarak düzenlemek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunması karşısında; sanığın eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d madesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de,
a-Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek fazla ceza tayini,
b-Katılan firmalar adına sanığa verilen paraların, her iki firma için aynı anda verilip verilmediği hususlarının araştırılmadan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son fıkrası uyarınca ceza miktarı açısından kazanılmış hakların saklı tutulmasına, 21.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.