YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6949
KARAR NO : 2015/815
KARAR TARİHİ : 20.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın otomobil almak isteyen ablası … ve ablasının eşi …’u dolandırmak istediği, bu amaçla kardeşi … ile birlikte …isimli araç kiralama iş yerine giderek … plakalı .. marka aracı bir aylığına kiraladıkları, kira sözleşmesinin … üzerine yapıldığı ve karşılığında 1700 TL aracın kira bedelini ödedikleri, sanık …’ın katılanlara kiraladığı aracı maddi sıkıntı içinde ve hastanede yatan bir bayandan aldığını, 1 hafta 10 gün içerisinde aracın satışını kendilerine vereceğini söyleyerek aracın satımı konusunda katılanlarla 26.000 TL’ye anlaştığı, katılan …’un bankadan çektiği 30.000 TL kredinin 26.000 TL’sini sanığa araç bedeli olarak ödediği, …’ın aracı katılanlara teslim ettiği, katılanların satın aldıkları aracın devrini sanıktan yapılmasını istediklerinde, sanığın aracı satan bayanın hastanede olduğunu, aracın devrini daha sonra yapabileceğini söylediği, katılanların sanıktan şüphelenerek ödedikleri paralarını geri
vermesini, aracı alıp götürmesini istedikleri, sanığın kendilerini oyalaması üzerine yaptıkları araştırmada suça konu aracın kiralık araç olduğunu ve dolandırıldıklarını anladıkları somut olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
1-Aynı konutta oturmayan, katılan … ile sanığın kardeş olduklarını beyan etmeleri karşısında, aile nüfus kayıt tablosu getirtilerek, kardeş olduklarının anlaşılması halinde, 5237 sayılı TCK’nın 167/2. maddesine göre cezada indirim yapılacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.