YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6950
KARAR NO : 2013/8042
KARAR TARİHİ : 30.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükümlü …’in eşi olan ….’in 13.02.2013 tarihli dosyanın ivedilikle ele alınması talebinin, temyiz dilekçesi niteliğinde olmadığı belirlenerek tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Suçta kullanıldığı kabul edilen adli emanette kayıtlı kredi kartıyla ilgili bir karar verilmemiş ise de, bu hususta zamanaşımı süresine kadar bir karar verilebileceği mümkün görülmüştür.
Sanık … müdafiinin nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne; hükümlü … müdafiinin de temyiz talebinin reddine dair ek karara yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.Somut olayda; mağdur …’ın işlettiği cep telefon bayiine yanında kimliği tespit edilemeyen bir kadın ile birlikte gelen hükümlü …’in, 3.000 TL değerinde iki adet …….. ve 580 TL değerinde ….. marka cep telefonu ile 4 adet 50 TL’lik vodafone kontör ve 100 TL değerinde 3 adet vodafone hat alarak, toplamda 3.730 TL değerinde alışveriş yaptıkları, hükümlü …’in, diğer sanık …’ın annesi olan … adına düzenlenmiş ancak Kaan tarafından ek kart olarak kullanılan kredi kartını çıkartarak ücreti çekmeksizin kart limitine bakması için mağdura verdiği, mağdurun post cihazına kartı taktığında kullanılabilir durumda olduğunu ancak limitinin 3.730 TL’yi ödemeye yetmediğini gördüğü , bunun üzerine hükümlü …’in kredi kartını mağdura bırakarak bankaya hesabına para yatırıp kredi kartı limitini arttıracağını söyleyip aldığı eşyalarda birlikte yanındaki kadınla işyerinden ayrıldıkları, mağdurun öğleden sonra saat 14.00’a kadar beklemesine rağmen kimsenin gelmemesi üzerine kredi kartını post cihazına takip limiti tekrar kontrol ettiğinde kartın kapatılmış olduğunu gördüğü, söz konusu ek kart şeklinde düzenlenen kredi kartını hamili olan sanık …’ın aynı gün hükümlü …’in işyerinden ayrılmasından hemen sonra saat 15.59’da kayıp/çalıntı bildirimi nedeniyle kredi kartını kullanıma kapattırdığı, sanık … söz konusu kartın çalındığını ve bilgisi dışında kullanılmış olduğunu savunmuş ise de, bankadan temin edilen kredi kartının kapatılma anına ilişkin ses kaydı ile sanık …’ın ses kaydı arasında karşılaştırma yapan İstanbul Adli Tıp kurumu’nun raporuna göre, ses kaydının sanık …’a ait olmasının mümkün ve muhtemel olduğunun belirtildiği, yine sanık … olay günü Ünye ilçesinde olmadığını, Samsun ve Ordu illerine hiç gitmediğini savunmuş ise de, iletişimin tespiti tutanaklarına göre kendisine ait cep telefonuyla Samsun/İlkadım baz istasyonundan görüşme yaptığı sabit olmakla nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 158/son maddesine göre adli para cezası tayin edilirken, suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken, doğrudan haksız elde olunan yararın iki katı esas alınmak suretiyle, yazılı şekilde hüküm kurulması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Hükümlü …’in yokluğunda verilip, sorgusunda beyan ettiği mernis adresine Tebligat Kanununun 21/2 maddesi uyarınca 19.06.2012 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ olunan 11.05.2012 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, hükümlü müdafiinin yasal süresi geçtikten sonra 29.11.2012 günü temyiz inceleme başvurusunda bulunduğu anlaşıldığından temyiz isteminin reddine dair 03.12.2012 gün ve 2011/213 esas, 2012/110 sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafiinin asıl hükme yönelik, hükümlü … müdafiinin de ek karara yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle asıl hükmün ve ek kararın ONANMASINA, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.