Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6956 E. 2015/811 K. 20.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6956
KARAR NO : 2015/811
KARAR TARİHİ : 20.01.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların şikayetçilerden …’e ait vergi numarasını kullanarak … adı altında “ben daha güzelim” isimli tiyatro gösterisi yapacaklarını belirterek şikayetçilere 5 TL karşılığında 9 adet bilet sattıkları, ancak belirtilen tarihte tiyatro izlemeye gelen şikayetçilerin tiyatronun kapalı olduğunu gördükleri, söz konusu biletlerin ve vergi numarası kullanımının şikayetçi …’in bilgisi dışında tertiplendiği, sanıkların tiyatronun oynanmayacağını bildikleri halde biletleri şikayetçilere satarak atılı suçu işledikleri iddia olunan olayda;
1-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararının temyiz incelemesinde;
Sanığın savunmasının aksine yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre dolandırıcılık suçu işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçekçeleriyle atılı suçtan beraatine ilişkin mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, bozma isteyen tebliğnamedeki görüşlere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanıklar …, … hakkında dolandırıclık suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Sanıklar …, …’nin, özürlüler yararına düzenlenmiş bir tiyatro oyunu sergilenecekmiş gibi bastırdığı davetiyeleri şikayetçilere sattıkları, insanların acıma duygusunu kullanmak suretiyle haksız menfaat temin ettikleri böylece dolandırıcılık suçunu işlediklerine ilişkin mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, katılan ve şikayetçi sayısınca dolandırıcılık suçu oluştuğunun gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, bozma isteyen tebliğnamedeki görüşlere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108-152 sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesine aykırı davranılması,
2-5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar,
üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün”, “125 gün” ve “2500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün” ve “120 TL” ibaresi eklenmesi, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından tamamen çıkarılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.