YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7019
KARAR NO : 2015/1040
KARAR TARİHİ : 22.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, .. olarak faaliyet gösteren ve müşteki …’in yetkilisi olduğu Er İletişim isimli iş yerinde satacağı her faturalı hat başına 8.00 TL ücret alması koşuluyla işçi olarak çalışmaya başladığı, daha sonra sanığın suç tarihlerinde … Tıp Merkezi’ne gelerek kendini .. elemanı olarak tanıtıp, iş yoğunluğu gereği bu tür işlere fırsat bulamayan müşteki doktorlara ücretsiz olduğu halde 3G hizmeti ve Turkcell kamucell hattı aboneliği yaptıracağını söyleyip, bu kapsamda nüfus cüzdanı ve kurum kimlik fotokopilerini isteyerek müşteki doktorlardan …, …, …, …, …, … ve …’dan 90 TL, katılan … ile müştekiler …, …’den 60 TL, müşteki …’dan 45 TL para aldığı, akabinde yine müştekilerden …, … ve …’ın bilgi ve rızaları olmadan bu kişiler adına… numaralı hatlar üzerinden abonelik sözleşmesi düzenleyip
üçer adet Turkcell hattı satın aldığı, daha sonra bu abonelik ve hatları Er İletişim yetkilisi olan müşteki …’e vererek hat başına 8.00 TL para aldığı, bu şekilde sanığın katılan ve müştekilere karşı dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılan ile müşteki ifadesi, ekspertiz raporu, abonelik sözleşmeleri ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
1- Sanık hakkında müşteki …’a yönelik özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, Başkan Vekili …nın karşı oyu ve oyçokluğuyla;
2- Sanık hakkında; katılan … ile müştekiler …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’e yönelik dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “25 gün” ve “500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“ ve “100 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin ayrı ayrı DÜZELTİLEREK ONANMASINA, oybirliğiyle;
3- Sanık hakkında müştekiler … ve …’a yönelik özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/06/2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinde bulanan “değişik zamanlarda“ ifadesi nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda her bir müşteki adına düzenlenen suça konu abonelik sözleşmelerinin farklı zamanlara düzenlendiğine dair delil bulunmaması ve aynı anda müşteki …’e teslim edilmesi karşısında, zincirleme suç hükümlerinin oluşmadığı gözetilmeden, sanığa verilen cezaların TCK’nın 43. maddesi gereğince artırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Başkan vekili …nın karşı oyu ve değişik gerekçesi ile, 22.01.2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
(Karşı oy ve D. gerekçe)
Karşı oy ve değişik gerekçe;
.. Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2010 tarihli iddianamesiyle 13 müştekinin şikâyeti üzerine şüpheli … hakkında dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından dolayı TCK’nın 157/1 ve 207/1,43. Maddeleri ile cezalandırılmaları talebiyle .. Asliye Ceza Mahkemesine dava açılmıştır. Yargılama sonunda mahkemece; sanığın müşteki Nurzat’a yönelik eylemli nedeniyle beraat kararı verilmiş, diğer şikâyetçilere yönelik eylemleri nedeniyle de TCK’nın 157/1,52,53,58. maddelerinin 12 kez uygulanması suretiyle dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu suçlar yönünden Sayın çoğunluğun hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkin kararına katılmaktayım.
Sanığın şikâyetçi … ile müştekiler … ve …’a karşı işlediği kabul edilen özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerle ilgili olarak sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.
Şöyle ki:
TCK’nın 204. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik ve TCK’nın 207. maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçları 5237 sayılı TCK’nın İkinci Kitap, Üçüncü kısımda “Topluma karşı suçlar” ana başlığı altında ve Dördüncü bölümde, “Kamu güvenine karşı suçlar” alt başlığı altında düzenlenmiştir. Düzenleme ile korunan hukuki değer Kamu güvenidir.
Kamu güveni ise, hukuk düzeninin, herhangi bir hukuki olayı kanıtlama yeteneği tanıdığı şeylerin doğruluk ve gerçekliğine herkesçe güvenilmesini öngördüğü şekil, belirti, iz, işaret ve simgenin sahtecilikten korunduklarını bilmek biçiminde oluşmuş genel, sürekli toplumsal bir hak ve yarardır. Sözü edilen suçların hukuki konusu ise resmi veya özel belgedir.
Bu suçlar suç kamu güvenine karşı işlendiğinden suçun mağduru toplumu oluşturan herkestir. Suçtan zarar gören ise belge düzenlenirken adı kullanılan gerçek veya tüzel kişilerdir.
Somut olayımızda suçtan zarar görenler şikâyetçiler, …, … ve …’dır. Suçun mağduru ise, genel olarak toplumdur. Sanık hakkında her üç şikâyetçi ile ilgili düzenlediği sahte özel belgeler nedeniyle TCK’nın 207. maddesi ile bir kez cezalandırıldıktan sonra eylemin birden çok şikâyetçi ile ilgili olarak teselsül etmesi nedeniyle TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerekirken, suçtan zarar gören üç kişi ile ilgili farklı belgeler düzenlediği gerekçesi ile TCK’nın 207. maddesinden üç kez mahkûmiyet hükmü kurulup ayrıca 43. maddenin uygulanmasının yasaya aykırı olduğu görüşünde olduğumdan Sayın çoğunluğun sanığın … ilgili mahkûmiyet kararının onanması kararına katılmıyorum ve şikâyetçiler … ve …’la ilgili mahkûmiyet hükmünün bozulmasına ilişkin görüşüne de yukarıdaki düşünce farklı gerekçe ile katılmıyorum.
Mustafa Kaya