YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7069
KARAR NO : 2014/8234
KARAR TARİHİ : 28.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi gereğince usulüne uygun olarak sanığın evde bulunmaması nedeniyle eşi…’a tebliğ edildiği ve sanığın eşi tarafından 28/12/2009 tarihinde süresi içerisinde temyiz edildiği, 5271 sayılı CMK’nın 262. maddesi uyarınca sanık hakkında verilen kararlara karşı sanığın eşinin kanun yollarına başvurma hakkı bulunduğu gözetilmeksizin sanık hakkında verilen temyiz talebinin reddine dair kararlar yok hükmünde kabul edilerek, sanığın temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, şikayetçilere yurt dışına işçi olarak götüreceği vaadinde bulunduğu, telefonla yaptığı görüşmelerde şikayetçilerden gerekli evrakları göndermelerini istediği, sonrasında masraflar nedeniyle şikayetçilerden para istediği, değişik zamanlarda olmak üzere şikayetçi Turhan’ın 180 TL ve 100 TL, …’ün ise 190 TL ve 165 TL olmak üzere… Bankası… şubesindeki sanığın hesabına para havale ettikleri, daha sonra sanığın telefonlara çıkmadığı ve izini kaybettirdiği iddia edilen olayda, dolandırıcılık suçnun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın ve eşinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden, fıkranın tamamını kapsar şekilde yazılı şekilde karar verilmesi,
2- TCK’nın 58. maddesinin uygulamasında birden fazla ilamın tekerrüre esas olması halinde, en ağır cezayı içeren ilamın esas alınması gerektiği gözetilmeden 3 farklı ilamın tekerrüre esas alınması ve 5275 sayılı Kanunun 108. maddesi gereğince mükerrirlere ilişkin infazın yalnızca hapis cezalarında uygulanabileceği gözetilmeksizin sanık hakkında öngörülen hapis cezası yanında adli para cezasını da kapsar şekilde mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve eşinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi ve TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına yönelik bölümlerin çıkarılarak yerine “Sanığın adli sicil kaydında Gaziantep 1. Ağır Ceza mahkemesinin 2003/88 E.2005/576 K sayılı ilamı ile 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasına mahkumiyetine ilişkin verilen kararın tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla sanık hakkında verilen hapis cezasının TCK’nın 58/6-7 maddeleri gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.