Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7072 E. 2015/1050 K. 22.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7072
KARAR NO : 2015/1050
KARAR TARİHİ : 22.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan
Bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca bir çok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Müşterek yetkili temsilcilerinin (şirket kaşesi üzerine tek imza ile münferiden) … ile … oldukları bildirilen ….. Ltd. ticari ünvanlı şirket namına düzenlenmiş bulunan ve .. Ltd. yurtdışı merkezli şirket adına açılmış hesaptan üretilmiş suça konu 15/10/2005 keşide tarihli 10.000 USD bedelli çek yaprağını, 1.ciranta olarak görünen… Ltd. şirket kaşesini sahte yaptırıp sahte imza atarak .. Döviz…A.Ş bürosuna ibraz eden ve 17/10/2005 tarihli taahhütnameyi imzalayıp çek bedelini tahsil ettiği ileri sürülen sanığın eylemlerinin “Nitelikli dolandırıcılık”; “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;

Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak; sanığın 18/09/2008, katılanın 27/12/2007 tarihli duruşmalardaki beyanları da dikkate alınarak; İstanbul 9.İcra Dairesinin 2006/2564 E sayılı takip dosyası ile irtibatlı İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin (yenilenen) 2007/812 E sayılı “menfi tespit” dava dosyasının getirtilip incelenmesi, bu davayı ilgilendiren bilgi-belgelerin onaylı fotokopilerinin alınması, 17/10/2005 tarihli “belgenin” sağ üst köşesinde yer alan “01/11/2005’te 9.650 USD verilecek” ibaresindeki yazı-rakamların kime ait olduğunun tespit olunması, sözkonusu belge ile sanığa yapıldığı ileri sürülen ödemenin ve ödemeye dayanak olan çekin Dinç Aydın…A.Ş’nin resmi kayıt-defterlerinde yer alıp almadığının gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak saptanması, muhabir banka Yapı Kredi vasıtasıyla çekin şikayetçi şirket tarafından işleme konulduğu ve aralarında yazışmalar vukubulduğu belirtilmekle bunların temin edilmesi, yabancı banka çek hesabı sahibinin (… olup olmadığının) öğrenilmesi toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.