YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7109
KARAR NO : 2015/926
KARAR TARİHİ : 21.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri, aynı Kanun’un 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti
kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi ya da kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanığın … Eğitim Hizmetleri isimli şirketi kurarak işlettiği, olay tarihinde Karadayı köyüne giderek, ortaöğretim kurumlar sınavına hazırlanan çocukları bulunan katılanların evlerine gidip, toplam 695 TL karşılığında sınav seti sattığını, bu seti kullanma amacıyla haftasonu rehberlik hizmeti veren öğretmenlerin köye geleceğini söyleyerek sipariş kayıt formu düzenlediği, sanığa güvenen katılan …’in 100 TL, katılan …’ın ise 50 TL peşinat verdikleri ancak sanığın sınav setinde bulunduğunu söylediği kitap ve CD’leri teslim etmediği gibi haftasonları rehberlik hizmeti veren öğretmenin gelmediği, sanığın ifadesinde, işleri kötü gittiği için taahhüdünü yerine getiremediğini beyan ettiği ve kovuşturma aşamasında katılanların zararını karşıladığı, bu suretle sanığın iki katılana yönelik olarak ayrı ayrı şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri kapsamında dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın, … Eğitim Hizmetleri isimli şirketi kurduğu ve şirketin yetkilisi olduğu, dosya içerisinde mevcut 19.10.2007 tarihli tutanakla, sanığa ait iş yerinin haciz işlemi nedeniyle mühürlendiğinin tespit edildiği, sanığın edimi yerine getiremeyeceğini bilmesine rağmen, hileli davranışlarla katılanları aldatıp şirket adına menfaat temin ettiği ve eyleminin ticari faaliyet kapsamında olduğu anlaşılmakla, sanığın iki katılana yönelik olarak ayrı ayrı 5237 sayılı TCK’nın 158/1-h maddesinde belirtilen şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri kapsamında dolandırıcılık suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 21/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.