YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7158
KARAR NO : 2015/836
KARAR TARİHİ : 20.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, ..ilçe merkezinde emlakçılık yapan tanık …’nun işyerine giderek…ilinde sucuk imalatı yaptığını, kardeşinin … ilçesinde TOKİ konutlarında oturduğunu ve yeni evlendiğini, onun adına işyeri açmak istediğini, bu nedenle Denizbank’ın karşısında bulunan 3 katlı işyerini kiralamak istediğini belirttiği, …’nun da sanığı işyerinin sahibi olan …’nun yanına götürdüğü, sanığın …. ile kira konusunda anlaştığı ve saat 16:00’da …’tan hesabına para havale edileceğini, o zaman parayı vereceğini söylediği, daha sonra sanığın muhasebeciye ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine, .. ..’nun kendi muhasebecisi olan katılan …’ı tavsiye ettiği ve sanığı katılanın yanına götürdüğü, sanığın tanıklara anlattığı gibi katılana da işyerini kiralayacağını ve kendisini de muhasebeci olarak tutmak istediğini, altı aylık ücretini de peşin olarak vereceğini belirttiği, katılanda bu şekilde güven telkin ettikten sonra, Vakıfbank’a kredi ödemesi olduğunu, yanında 600 TL bulunduğunu, borcunun ise 770 TL olduğunu söyleyip, bankadan adına havele gelene kadar kendisine 170 TL borç vermesini istediği, katılanın da sanığa 200 TL verdiği, sanığın işyerinden çıktıktan sonra .. istikametine gitmediğini fark
eden katılanın, sanığı telefon numarasından aradığı; ancak, sanığın telefonunun kapalı olması nedeniyle dolandırıldığını düşünerek otobüs terminaline gittiği, sanığın otobüse binerek .. ilçesinden ayrıldığını öğrenmesi üzerine, kendi aracı ile otobüsü takip ettiği, bu sırada da kolluğa ihbarda bulunduğu, bu şekilde sanığın .. ilçesinde yakalandığı anlaşılmakla; eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; hüküm kurulurken, alt sınırdan uzaklaşılmasına dair gerekçelerin TCK’nın 61. maddesine uygun olarak karar yerinde, denetime elverişli bir şekilde gösterildiği ve belirlenen ceza miktarının orantılılık ilkesini aşmayacak şekilde hakimin takdir hakkı kapsamında olduğu değerlendirilerek, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun“ sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasında yer alan; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20/01/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.