YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7163
KARAR NO : 2015/834
KARAR TARİHİ : 20.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, …’da çalışacak şoförler arandığına dair gazetede gördüğü ilan üzerine ilandaki numarayı aradığı, telefonu açan sanığın, …’da çalışacak şoför alınacağını, müracaat için gerekli belgeleri vereceği adrese göndermesini, 140 TL de sağlık ücretini vereceği hesap numarasına havale etmesi gerektiğini söylediği, bunun üzerine katılanın 140 TL’yi … şubesine yatırdığı, daha sonra sanıkla konuştuğu numarayı müteaddit defalar aramasına rağmen sanığa ulaşamadığı iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; katılanın aşamalarda değişikli göstermeyen ifadelerinde, … ya da.. gazetesinde…’ta şoför olarak çalıştırılmak üzere eleman alınacağına ilişkin ilanı okuduğunu, ilanda belirtilen telefon numarasını aradığını, karşısına erkek bir şahıs çıktığını, kendisine ikametgah belgesi, ehliyet fotokopisi gibi bir takım belgeleri göndermesi için bir adres verdiğini ve adresin sahibi olduğu kişinin adını bildirdiğini; ancak, bu kişinin adının … olmadığını, ayrıca kendisine sağlık raporu almak için 140,00 TL para lazım olduğunu söylediğini, bu parayı da verdiği hesap numarasına göndermesini istediğini, belgeleri göndereceği adresin cep telefonuna gönderilen mesaj ile bildirildiğini, kendisinin hazırladığı belgeleri bu kişinin bildirdiği adrese gönderdiğini; ancak, bu belgelerin daha sonraki bir tarihte böyle bir adres
olmadığından bahisle iade edildiğini, 140,00 TL parayı da 22/02/2006 tarihinde … şubesinden, kendisine verilen hesap numarasına havale edilmek üzere gönderdiğini, daha sonraki telefon aramalarında bu telefonun kapalı olduğunu, cevap veren olmadığını, ilan üzerine sanığı, eşi … adına kayıtlı olan …no’lu sabit ev telefonundan ve ayrıca kendi kullandığı … no’lu cep telefonundan aradığını, gönderdiği paranın kendisine geri dönmediğini beyan etmesi, katılanın, eşi … üzerine kayıtlı …no’lu telefonu kullanarak 17/02/2006 ve 20/02/2006 tarihlerinde, kendisinin kullanımında olduğunu beyan ettiği … no’lu telefonu kullanarak 21/02/2006 tarihinde, …isimli kişi üzerine kayıtlı … no’lu telefon hattı ile görüşmeler yaptığının, 21/02/2006 tarihinde katılanın, alıcı … ismine ve …… …adresine aps ile gönderide bulunduğunun ve …şubesinin sanığa ait olan… no’lu kredi kartına 22/02/2006 tarihinde 140,00 TL eft ettiğinin dosya kapsamı ile sabit olması karşısında; gazetede verilen ilanda, soyut bir bilgilendirme üzerine verilen telefondan yapılan arama ile gelişen aldatmada, gazeteye verilen ilanın failin sadece şikâyetçiye ulaşmasına yardımcı olduğu, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesi ve şikâyetçinin aldatılmasında bir kolaylık sağlamadığı hallerde, “basit dolandırıcılık” suçunun oluşacağı, gazetede ilanın yayınlanmamış veya ilanın bulunamamış olmasının suçun oluşumunu engellemeyeceği, telefon ile veya yüz yüze yapılan görüşmede de işe alma vaadinde bulunulması halinde suçun unsurlarının oluşacağı da dikkate alınarak, sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı gerekçelerle beraatına hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/01/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.