YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7212
KARAR NO : 2015/609
KARAR TARİHİ : 19.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılanın, arkadaşı olan sanığın ihtiyacı için kendi adına kredi çekip parayı sanığa verdiği, karşılığında teminat amacıyla sanığın aracının devrini üzerine aldığı, ancak aracın fiilen sanıkta kaldığı, anlaşmalarına göre kredi borcunun sanık tarafından ödenmesi gerektiğinin belirtildiği, sanığın borcun bir kısmını ödediği, kalan borcu ödememesi üzerine de borcun katılan tarafından ödenmek zorunda kalındığı, akabinde katılanın teminat olarak devrini aldığı aracı sanıktan istediği, sanığın aracı vermediği gibi başkasına haricen sattığı, böylece sanığın, teminat olarak bırakılan aracı katılana vermeyip başkasına satmak suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Katılanın, sanık adına kredi çektikten sonra bu kredinin ödenmemesi halinde teminat olması için alınan aracın katılan adına kaydının yapıldığı, aracın fiilen sanığa ait olduğu ve kullanım hakkının da ona ait olduğunun kabul edildiği, sanığın kredi borcunun bir kısmını ödedikten sonra geri kalanını ödemediği gibi aracı da haricen başkasına sattığı ve katılanın istemesine rağmen aracın iade edilmediği dikkate alınarak, eylemin, taraflar arasında, aracın iade edilmemesi, sözlü anlaşmaya ve teminat koşullarına uyulmaması hususları etrafında toplanan hukuki ihtilaf
mahiyetinde olduğu, bu nedenle suçun yasal unsurlarının oluşmadığının anlaşılması karşısında, sanığın 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Kabule göre de; sanıkla katılan arasında bir hizmet ilişkisinin bulunmadığı dikkate alınarak, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 155/1 maddesi gereğince güveni kötüye kullanmak suçundan mahkumiyeti yerine suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan mahkumiyet kararı verilerek fazla ceza tayini,
3-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlü hakkında 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerinin kullanılmasına ilişkin yasaklama hükmü uygulanamayacağı hususunun gözetilmemesi, kabule göre de; TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
4-5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesine göre; ”kararda, para cezasının yirmi dört eşit taksitle ödenmesine karar verildiği halde, taksit aralığının açık bir şekilde gösterilmemiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.