Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7347 E. 2015/1020 K. 22.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7347
KARAR NO : 2015/1020
KARAR TARİHİ : 22.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14’te, tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı kanunun Madde 124’te
”(1)Ticaret şirketleri; kolektif, komandit, anonim, limitet ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kolektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limitet ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55-Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Somut olayda; ..Ekspres Y.. Ltd. Şirketinin ortağı ve müdürü olan sanığın, .. bulunan .. Ship .. firmasına ait çift motorlu..r 388 C Model motoryatı 15.08.2008 satış sözleşmesi ile katılana 310.000 USD karşılığında satmayı ve 29.04.2009 tarihinde teslim etmeyi taahhüt ettiği, katılandan. Amerika’da bulunan …Ship .. firmasına gönderilmek üzere 130.000 USD aldığı ve katılana 15.09.2008 tarihli, sağ üst köşesinde 130.000 USD’nin alındığı, bakiyenin sevkiyat öncesi ödeneceği, ibaresi yazılı sahte olarak tanzim edilmiş 08/12192 no’lu proforma faturayı verdiği, katılanın bu belgeye ve motor yatın Türkiye’ye gönderilmek üzere yüklemesinin yapıldığına dair kendisine verilen … belgesine güvenerek sahibi olduğu teknesini 170.000 USD’ye satarak sanığa ödeme yaptığı, sanık tarafından yatın 29.04.2009 tarihinde katılana teslim edilmediği, bunun üzerine sanığın katılana teslimatın en geç 30.05.2009 tarihinde yapılacağını taahhüt ederek 30.05.2009 tarihli 310.000 USD bedelli şirket çekini teminat olarak verdiği, teknenin taahhüt edilen 30.05.2009 tarihinde de teslim edilmediği , katılanın çeki bankaya ibraz etmek istemesi üzerine sanığın gümrük işlemlerinin devam ettiğini söyleyerek katılanı oyalayıp verdiği çekin süresi içerisinde ibraz edilmesini engellediği, dosya içerisinde … firmasının 07.07.2009 tarihli tercüme edilmiş yazı cevabına göre gönderilen ve dosyada bulunan orjinal proforma faturanın suretinin incelenmesinde “130.000 USD’nin alındığına”

ilişkin ibarenin bulunmadığı gibi motor yatın 26.04.2009 tarihinde yükleme ve teslimatına ilişkin DOK rezarvasyon makbuzunun da sahte olduğunun belirlendiği, buna göre sözleşme tarihinde gerçekleştirme gücü ve amacı bulunmayan sanığın haksız menfaat elde etmek için katılana suça konu tekneyi temin edeceği yönünde ikna ederek sahte belgelerle ve kullandığı sözlerle kandırarak toplamda 310.000 USD zarara soktuğu, ödeyecek durumu bulunmadığı halde çek verdiği, yine bu çekin ibrazı halinde karşılıksız çeke ilişkin cezai sorumluluktan kurtulmak amacıyla ibraz süresinin geçirilmesine yönelik yüklenmediği halde yüklendiği belirtilerek katılanı oyaladığı, anlaşılmakla, eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 22.01.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.