Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7485 E. 2015/1600 K. 29.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7485
KARAR NO : 2015/1600
KARAR TARİHİ : 29.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (Güveni kötüye kullanma)
HÜKÜM : Şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunu Madde 14’te, tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı yasanın madde 124’te;
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55 – Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
… Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı olduğu bildirilen sanığın, Yönetim Kurulu Üyelerinden herhengi ikisinin müştereken imzaları ile kooperatifi temsil-ilzam yetkisi bulunduğu hususunu bildiği halde katılana kooperatiften uygun fiyata daire satışı yapabileceği (kooperatife üye olarak kaydedileceği) vaadinde bulunup ondan 28.000 TL para alması buna karşılık 02/10/2009 düzenleme tarihli 23/10/2009, 25/10/2009, 20/11/2009 ve 20/12/2009 vade tarihli (sırasıyla 1.500, 8.850, 9.570 ve 8.690 TL miktarlı) bonoları, kooperatif tüzel kişiliğini borçlu, şahsını ise kefil kılacak şekilde imzalayıp mağdur …a vermesine rağmen vade tarihleri gelen senet bedellerine ödememesi ve vaadini de yerine getirmemesi eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Sanığın ünvanı belirtilen kooperatifin yönetim kurulu başkanı olduğu ve fakat tek başına temsil-ilzam yetkisi bulunmadığı halde uygun fiyata daire satışı yapılacağı
vaadiyle katılandan para alıp aldığı paranın teminatı olarak kooperatif tüzel kişiliğini borçlu kılacak şekilde senetler düzenlemesi iddiasının “güveni kötüye kullanma” suçuna dönüşmeyeceği; iddianamedeki tavsife uygun sevk maddeleri uyarınca kovuşturma yapılıp neticesine göre karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde “şikayetten vazgeçme” nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.