YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7499
KARAR NO : 2015/1448
KARAR TARİHİ : 28.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın sanığa ait… Gıda Tic. Ltd. şirketinde pazarlamacı olarak çalıştığı, işe girerken 10.000 TL bedelli bonoyu imzalayarak teminat amacıyla sanığa verdiği, şirkete ait … plakalı aracın katılana zimmetlendiği, katılanın araçla kaza yapması üzerine sanığın katılandan 30.000 TL bedelli bonoyu teminat olarak imzalamasını istediği, bunun üzerine katılanın 30.000 TL bedelli alacaklı, ödeme ve keşide tarihleri tamamen boş olan bono üzerine borçlu olarak adını ve adresini yazıp imzalayarak sanığa verdiği, katılanın işten ayrılması üzerine, sanığın bononun boş olan ödeme ve keşide tarihlerini doldurarak alacaklı kısmına ise kendi adını yazarak icra takibi başlattığı, bu suretle sanığın icra daireleri aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın, katılan işten ayrılmadan önce şirkete ait üç ayrı araçla toplam 6.000 TL zarar oluşacak şekilde kaza yaptığını, katılanın talebi üzerine şirket hesabından katılanın hesabına yatırılmış 11.285 TL olduğunu, ayrıca katılanın kendisinden 7.000 TL borç istemesi üzerine elden bu parayı da verdiğini, katılanın borçlarını ödemeden işten ayrılması nedeniyle bononun boş olan kısımlarını doldurup icraya koyduğunu beyan ettiği ve iddialarının bir kısmını doğrulayan belgeler sunduğu anlaşılmakla, katılan tarafından da açıkça söylendiği üzere belge üzerindeki imzanın kendisi tarafından atılmış imza olup senedin teminat senedi olarak sanığa verildiği, diğer anlaşmazlıkların hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, böylelikle sanık tarafından oluşturulmuş bir sahte resmi belge bulunmadığı gerekçesiyle kurulan beraat hükmünde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ile katılan vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 28/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.