Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7593 E. 2015/1351 K. 27.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7593
KARAR NO : 2015/1351
KARAR TARİHİ : 27.01.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelDikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müştekinin evli olduğu ve olay tarihinden bir yıl önce …. adlı televizyon kanalındaki arkadaşlık sitesinden bir bayanla tanışarak yaklaşık bir ay kadar telefonla görüştüğü, bu bayanla yaptığı görüşmeyi bir ara arkadaşı olan sanık…’e de anlattığı, bilahare müştekinin bayan arkadaşından ayrıldığı, olay tarihinde sanığın yaklaşık bir yıl önce bir bayanla kısa bir süre arkadaşlık yapan müştekiden kendisine maddi menfaat temin etmeye karar verip müşteki ilçe merkezinde asma altı denilen yerde bulunduğu sırada yanına gittiği, telefonla görüştüğü bayanı hatırlatarak bu bayanla ilgili olarak ilçeye iki üç kişinin geldiğini, gelen kişilerin tip ve görüntülerini beğenmediğini, şahısların kendisinden evini tarif etmesini istediklerini, evi göstermesi halinde kendisine 3.000 TL vereceklerini söylediklerini belirterek “eğer bana 1.000 TL verirsen bu şahıslara senin evini göstermem” dediği, müştekinin korkarak sanığın bu teklifini kabul ettiği ve nakit parasının olmadığını söyleyerek parayı daha sonra vermeyi teklif ettiği, sanığın ise bunu kabul etmediği, kredi kartının olduğunu söyleyerek müştekiyi ilçe merkezinde bulunan … adlı kuyumcu dükkanına götürdüğü, müştekinin burada kuyumcudan taksitle altın almış gibi World kredi kartından 920 TL çektirdiği, kuyumcudan
kredi kartından çektirmiş olduğu 920 TL ye karşılık olarak 800 TL nakit para aldığı, bilahare işyerinden çıktıktan sonra bu parayı sanığa verdiği, sanığın parayı aldıktan sonra şikayetçiden ayrıca 200 TL tutarında da kontör almasını istediği, bunun üzerine müştekinin sanık ile birlikte tanık İsmail’e ait … İletişim adlı işyerine gittiği, burada kredi kartından 200 TL daha çektirdiği, sanığın kredi kartından çekilen bu paranın 115 TL si ile kontör aldığı, kalan 85 TL ile de kredi kartı borcunu ödediği, sanığın suç tarihinde şikayetçiyi hileli davranışlarla aldatıp kendisine 1.000 TL yarar sağladığı oluş ve dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemenin sübutu kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27/01/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.