YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7601
KARAR NO : 2015/3005
KARAR TARİHİ : 04.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, kendilerini … İl Emniyet Müdürlüğü Sivil Araştırma Biriminde çalışan polis memuru olarak tanıtıp, … ilinde yapılan evlerden bir kısmının polis olmaları nedeniyle kendilerine teslim edildiğini, bu evleri şikayetçilere satabileceklerini söyleyerek önce ilk taksit adı altında 962’şer TL, daha sonra ise Ankara’ya gidiş geliş ve tapu masrafı adı altında 500’er TL alarak şikayetçilerden hileli hareketlerle menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanıkların, aynı işyerinde ortak olarak oto tamirciliği yapan mağdurlar … ve …’in işyerine birlikte gidip, kendilerini sivil polis olarak tanıtıp samimiyet kurduktan sonra, ev sahibi olacaklarına ikna ederek … ve …’e karşı hileli hareketlerde bulundukları, …’in ise köylüsü mağdur …’a durumu anlatması üzerine …’un da istenen parayı … aracılığıyla sanıklara göndermesi karşısında, sanıkların mağdurlar …, … ve …’a karşı 5237 sayılı TCK’nın 157/1, 43/1-2 maddeleri gereğince zincirleme şekilde dolandırıcılık
suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde her bir mağdura karşı gerçek içtima kurallarının uygulanarak fazla ceza tayini,
2-Sanıkların, mağdur …’i ikna ettikten sonra …’in damatları olan … ve …’a bilgi vermesi üzerine sanıklarla mağdurlar … ve …’ın evde buluştuklarında … ve … tarafından paraların sanıklara verildiği ancak burada da sanıkların mağdurlarla ev meselesini konuşup konuşmadıklarının, hileli hareketlerde bulunup bulunmadıklarının tespit edilmediği anlaşılmakla, mağdurlar … ve …’a ayrı ayrı sanıklardan hangisi ile ne şekilde iletişim kurduklarının, sanıklar tarafından kendilerine karşı ev sahibi olmaları konusunda hileli hareketlerde bulunup bulunmadıklarının, sanıklarla ev alma konusunu bizzat görüşüp görüşmediklerinin ve paraların teslimin bizzat sanıklara yapılıp yapılmadığının tespiti yapılarak, sonucuna göre sanıklar hakkında mağdurlar … ve …’a karşı zincirleme ya da gerçek içtima hükümlerinden hangisinin uygulanması gerektiğinin tartışılıp karar verilmesi yerine, gerçek içtima kurallarının uygulanmasını gerektirecek delillerin nelerden ibaret olduğu belirtilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Kabule göre de, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.