Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7638 E. 2015/1786 K. 03.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7638
KARAR NO : 2015/1786
KARAR TARİHİ : 03.02.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir.Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek,kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir.Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir.Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır.Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanık …’ün, diğer sanık …’a ait … market isimli işyerinde fiilen çalışmamasına karşın; sigortalılığın sağladığı hak ve yardımlardan faydalanmak adına işyeri sahibi …’in internet ortamında 02.02.2009 günü mağdur kuruma başvurarak …’yi sanki işyerinde 2009 yılının ikinci, beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci aylar içerisinde çalışıyormuş gibi gösterdiği, bu şekilde sigortalı gözükerek 3901200900165 sicil numarasını aldığı, daha sonra mağdur kurumca yapılan denetimler sonucu düzenlenen 17.03.2010 tarihli rapor ile durumun açığa çıktığı, sanıkların bu suretle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen olayda;
Sanık …’nin 2009/şubat, 2009/mayıs, 2009/haziran, 2009/temmuz ve 2009/ağustos aylarında sanık …’ın işyerinde çalıştığını gösterir ödeme bordrolarının varlığı, ifadesine başvurulan ve aynı işyerinde çalışan tanıklar … ve …’ün alınan beyanlarında “sanık …’nin işyerinde 2009 yılı içerisinde temizlikçi olarak çalıştığını” beyan etmeleri, tanık …’in “sanık …’nin işyerinde çalışmadığını” beyan etmiş olmasına karşın bu tanığın işyerinden sanık … tarafından iş akdinin feshedilmesinden dolayı aralarında ki husumetten dolayı bu şekilde beyan verebileceği ve tanık …’in beyanlarını destekleyen herhangi bir delilin de bulunmaması karşısında sanıkların cezalandırılmalarına yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanıkların beraatlarına ilişkin mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.