Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7674 E. 2013/11730 K. 24.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7674
KARAR NO : 2013/11730
KARAR TARİHİ : 24.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, Mala Zarar Verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Üst Cumhuriyet savcısının, 24.11.2009 tarihinde verilen hükmü, 1412 sayılı CMUK’un 310/3 maddesinde belirlenen bir aylık süre geçtikten sonra 18.01.2010 günü temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hırsızlık suçu, bir başkasının taşınır malının, rızası olmaksızın alınması ile oluşur. Rızanın geçerli olabilmesi için bulunması gereken koşulların varlığı hâlinde zilyedin rızası bir hukuka uygunluk nedeni teşkil edecek ve suç oluşmayacaktır. Failin kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla hareket etmesi yeterli olup, bunun fiilen temini şart değildir. Bu yarar, maddi veya manevi olabilir. Almak fiilinden maksat, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten … tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesidir. Bu tasarruf olanağı ortadan kaldırılınca suç da tamamlanır.
Suça sürüklenen çocuk … ’in, hakkında yaşı nedeni ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilen … ile
birlikte şikayetçinin müdürü olduğu Kazımpaşa İlköğretim Okulu’nun kapı ve camını zorlayarak içeri girdikten sonra, 3/B ve 3/A sınıf dolaplarının kilitlerini kırdığı, bu sınıflardan ve öğretmenler odasından VCD oynatıcı, bilgisayar ve yiyecekleri alarak uzaklaştığının iddia edildiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Fiili işlediği sırada 12-15 yaş grubu arasında olan suça sürüklenen çocuğun farik ve mümeyyiz olup olmadığının her bir suç açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğinden ve dosya içerisinde yer alan raporun yalnızca hırsızlık suçuna ilişkin olduğunun anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuğun kamu malına zarar verme suçuna ilişkin ceza sorumluluğunun tespiti yönünden, gerçekleştirdiği eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği konusunda uzman hekim raporu aldırılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi,
b)Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca; bu kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hakimleri veya Cumhuriyet savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren inceleme yaptırılmasını öngördüğü sosyal inceleme raporunda çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
c)Fiili işlediği sırada 12-15 yaş grubu arasında bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 31/2 maddesi yerine, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca uygulama yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
d)5395 sayılı Kanun’un 3/a-2 maddesine göre, kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuklar için, “suça sürüklenen çocuk” ibaresi yerine, “sanık” ifadesinin kullanılması
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.