Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/771 E. 2014/14832 K. 17.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/771
KARAR NO : 2014/14832
KARAR TARİHİ : 17.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, banka aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılık, iftira
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.

Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’nun, katılan …’dan ayakkabı satın aldığı, bu alışverişine karşılık olarak suça konu 31/09/2008 keşide tarihli 780796 nolu 2.560 TL bedelli çeki verdiği, sanığın babası … ile daha önce ticari ilişkileri bulunan katılanın doldurulmuş olarak getirilen çeki kabul ettiği, çekin bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığı, çekteki imzanın hesap sahibi …’ya ait olmadığını öğrenen katılanın şikayetçi olduğu, sanığın çeki imza yetkisi olmadığı halde kendisi tarafından düzenlendiğini kabul ettiği, bilirkişi raporuna göre de çekteki keşideci imzasının sanığa ait olduğu, böylece sanığın imza yetkisi olmadığı halde babası … adına açılmış bulunan hesaptan verilen çeki onun yerine imzalamak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve sahte olarak düzenlenen çeki katılana vererek dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen somut olayda;
1-Sanık hakkında iftira suçundan verilen beraat hükmüne yönelik olarak yapılan incelemede;
İftira suçunu işlediği iddia olunan sanığa yüklenen suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen şikâyetçi …’nın kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede;
Suça konu çek sahibinin, sanığın babası ve alzheimer hastası olan … olduğu, sanığın, babasının hastalığı nedeniyle Gölcük Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/861 Esas, 2009/1029 Karar numaralı ve 14.09.2009 tarihli kararıyla hukuki işlemlerini takip

etmesi için babasına vasi olarak atandığı ve bu vasilik kararından sonraki bir tarihte gene babası adına çek keşide ettiğinin anlaşılması karşısında; katılan ile babası çek sahibi Ruhi’nin devam eden hukuki ilişkileri de gözetilerek öncelikle vasilik kararını veren mahkemece sanığın babası adına yaptığı hukuki işlemlerle ilgili takibin ne şekilde yapıldığının ve suça konu çekle ilgili bir bilgi verilip verilmediğinin vesayet dosyası da getirtilip incelenerek ilgili vesayet makamlarından da bilgi alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi.
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 17.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.