YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7724
KARAR NO : 2013/13051
KARAR TARİHİ : 11.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suçtan zarar gören … Anonim Şirketinin davaya katılmasına karar verildiği halde, gerekçeli karar başlığında katılan olarak gösterilmemesi mahallinde düzeltilebilir hata olarak görülmüştür.
Tanıklar … …, …, … ve …’in anlatımları arasında çelişki görülmediğinden tebliğnamedeki 3 no’lu düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin, bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka
bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır.” denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı Kanun’un 124. maddesinde;
“(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin,kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir.
Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 55. ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55 – Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir.Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir.Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanıklardan … ile … Şirketinin sahiplerinden Katılan … arasında yapılan 01/05/2007 tarihli anlaşma ile, …’nin % 40 hissesinin katılan tarafından sanık …’na devredildiği, sanık …’nun ayrıca diğer sanıklar … ve … ile birlikte … Yatırım Danışmanlık Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti’nin ortakları oldukları, sanıklar … ve …’in aynı zamanda …A distirbütörü olan … Mobil’in ana hissedarı olmaları nedeniyle taraflar arasında yapılan anlaşmada isim olarak yer almadıkları, ancak; hisse devrinin fiilen bu sanıklara da yapıldığı, … Anonim Şirketinin ticari işleyişini kontrol etmek amacıyla sanık …’in danışman olarak sanık …’ın da muhasebeci olarak bu şirkette diğer sanıkların talimatlarıyla görevlendirildikleri, sanıların fikir ve eylem birliği içersinde hareket ederek … Anonim Şirketi adına yapılan bankacılık işlemleri, mal satımları, Vodafone ve Samsung firması ile olan münasebetlerde sürekli kendi şirketleri lehine ancak … aleyhine olarak işlemler gerçekleştirdikleri, piyasa değerinin ve o günkü resmi fiyatların altında sahibi oldukları şirketlere …’den mal ve kaynak transfer ettikleri, … depo stoklarını boşaltıp kendi şirketlerinin (Sanset firması başta olmak üzere) depolarına malları götürüp bedelini ödemedikleri, sanıkların anlaşma uyarınca üzerlerine düşen
sorumlulukları yerine getirmedikleri, sanıkların şirket yönetimini ele geçirmelerenin verdiği kolaylıktan faydalanarak, şirkete gelen müşteri çek senetlerini kendi uhdelerine geçirdikleri, bu çekleri kendi hesaplarında tahsil ettikleri, katılan Abdürrahim Karslı’ya ödemeleri gereken hisse satın alma bedeli 10 milyon Euro ödemedikleri gibi, şirkete kredi kullandırıp sahte imzalarla kefalet altına soktukları, kredi bedellerini kendi şahsi hesaplarına aktardıkları ve sonuç olarak sanıkların bu eylemleri nedeniyle katılan şirketin zarara uğratıldığı, sanıkların hileli işlemler nedeniyle bu zarardan fayda elde ettikleri iddia edilen olayda; Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik eylemlerine yönelik … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2008/44224 numaralı soruşturma dosyası ile sanıklar hakkında yürütülen soruşturma neticeside 2012/8361 sayı ve 10/05/2012 tarihli takipsizlik kararı verildiği, katılan tarafından yapılan itiraz üzerine … 2. Ağır Ceza Mahkemesince 2012/951 değişik … no’suyla 20/06/2012 tarihinde itirazın reddine karar verilerek sanıklar hakkındaki takipsizlik kararının kesinleştiği, ayrıca katılan … tarafından sanıklar …, … ve … aleyhine 01/05/2007 tarihli anlaşma ile …’nin %40 hissesinin 10 milyon Euro karşılığında sanıklara devredilmesi ancak bu bedelin ödenmemesi nedeniyle … 13. Asliye Ticaret Mahkemesine alacak davası açıldığı, sanık …’nun da davacı katılanın davaya konu hisseleri hileli işlemle devraldığından bahisle karşı dava açtığı Mahkemece; 23/03/2011 tarih ve 2009/709 Esas; 2011/222 Karar numarası ile katılanın fazlaya ilişkin taleplerinin reddedilerek kısmen kabul edildiği, …’nun karşı davasının reddedildiği, ilgili kararın taraflar tarafından temyiz edilmesiyle Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından 11/09/2012 tarih ve 2011/7183 Esas ; 2012/13029 Karar no ile davacı katılan …’nın temyiz talebinin süre nedeniyle reddedildiği gözetilerek; katılan ile sanıklar arasındaki ilişkinin hukuki ihtilaf olduğuna ve sanıkların beraatlarına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan … vekili yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 11.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.