YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7787
KARAR NO : 2015/1707
KARAR TARİHİ : 02.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (Değişen suç vasfına göre basit dolandırıcılık)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Olay günü kendisine ait kredi kartını ATM cihazına takarak şifre değiştirme işlemini gerçekleştirmek isteyen mağdurun yanına gelen sanığın, ATM cihazına müdahalede bulunup, bazı tuşlara basmak suretiyle 1000 TL para çekme işlemini gerçekleştirdiği, katılanın, çekilen 1000 TL parayı zarfa koyup, ATM cihazına yerleştirdiği sırada sanığın, ikinci kez ATM cihazına müdahalede bulunarak cihaza yatırılan zarfın sıkışmasına neden olduğu ve katılana fark ettirmeden söz konusu zarfı uhdesine geçirdiği, katılanın söz konusu parayı yatırıp yatırmadığını anlayamadığından bunu öğrenmek için banka şubesini aradığı ve banka görevlilerinin durumu araştıracaklarını belirtmeleri üzerine; paranın hesabına yatıp yatmadığını öğrenemeyen katılanın, banka şubesinden ayrılmasından bir kaç gün sonra bankadan telefonla aranarak kendisine, dolandırıldığının söylendiği, bir çok kişiye yönelik aynı yöntemi kullanarak dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında yakalanan ve katılan tarafından kesin olarak teşhis edilen sanığın, bu şekilde hileli hareketler sergilemek suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın anlatımlarına, teşhis işlemlerine ve tüm dosya kapsamına göre; katılanın şifre değişikliği işlemini yaptığı sırada ATM cihazına müdahalede bulunup, bazı tuşlara basmak suretiyle 1000 TL para çekme işlemini gerçekleşmesine neden olan sanığın, sonrasında, katılanın, çekilen 1000 TL parayı zarfa koyup, ATM cihazına yerleştirdiği sırada, ikinci kez ATM cihazına müdahalede bulunarak cihaza yatırılan ve içerisinde para bulunan zarfın sıkışmasına neden olduktan sonra katılana fark ettirmeden söz konusu zarfı uhdesine geçirmek suretiyle gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin, zilyetliğin devredilmediği dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 141/1 maddesinde öngörülen hırsızlık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek nitelikli dolandırıcılık suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, CMUK’nın 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 02.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.