YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7869
KARAR NO : 2015/10702
KARAR TARİHİ : 09.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık müdafii, yerel mahkeme hükmünü duruşma talepli olarak temyiz etmiş ise de, suçun vasfı ve cezanın miktarına göre, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 318. maddesi gereğince duruşma isteminin reddi ile yapılan incelemede,
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehin etmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkâr etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Sanığın … Sitesi, 189 Ada yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak yapılan şikâyet sonucu elden tahsil edilen paraları yalnızca hesap makinesi şeridine geçirip kasaya gelir kaydı yapmadığı, toplam paranın 657,408.47 TL olduğu halde, 598,918.77 TL’sinin muhasebeye intikal ettiği, aradaki 58,489.70 TL parayı kasaya gelir kaydetmedikleri iddia olunan olayda;
Sanığın atılı suçlamayı kabul etmediği, temyiz dilekçesinde ikili imza ile işlemlerin yapıldığını, paraların banka veya pos cihazı aracılığıyla veya muhasebeye makbuzla elden ödenmek suretiyle yapıldığını, ödemelerin hepsinin belgeli olduğunu, hakkında beraat kararı verilen sanık … ve tanık …’ın aidat borçları nedeniyle haklarında icra takibi yapılması sonrası bu şahısların husumet besleyerek hakkında şikâyetçi olduğunu savunması, 29.12.200 tarihli üçlü bilirkişi raporunda ada muhasebesine ait defterler ve banka tahsilâtlarına ilişkin hesap ve defterlerin bulunmadığı, haksız kıdem tazminatı ödemelerine ilişkin kayıtların olmadığının belirtilmesine rağmen var olan evrak ve kayıtlar üzerinden rapor tanzim edildiğinin anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için …sitesi 189 Ada yönetimine ait tüm muhasebe ve banka kayıtları ile defterler getirtilerek sanığın başkan olduğu döneme ilişkin tüm gelir ve giderlerin hesaplanıp, yönetim karar defteri incelenerek sanığın usulsüz yaptığı veya kayıt altına almadığı iddia edilen harcamaların belirlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.02.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.