Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/788 E. 2014/14823 K. 17.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/788
KARAR NO : 2014/14823
KARAR TARİHİ : 17.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; çay bahçesinde oturan şikayetçilerin yanına gelen sanığın, onlarla tanışıp sohbet esnasında gerçekte olmadığı halde … operatör olarak çalıştığını, burada müdürlük yapan .. isimli hanımla aralarının iyi olduğunu, ondan torpil yapıp işyerlerine güvenlik görevlisi ve bahçıvan aldıracağını, bu iş için adam aradığını, söylemesi üzerine şikayetçilerin bu işlere … oldukları, bunun üzerine sanığın, şikayetçilerden ikişer adet nüfus cüzdan fotokopisi, fotoğraflar aldığı ayrıca şikayetçi …’den kendisi ve oğlu .. için 500,00 TL para aldığı, bir müddet sonra yanlarından ayrıldığı ve ortadan kaybolduğu, aldığı belgeleri iade etmediği gibi …’den oğlu ve kendi için almış olduğu 500,00 TL parayı da iade etmediği ve bu şekilde hileli hareketlerle menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak,
1- Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
2- 5237 sayılı kanunun 53. maddesinin 3.fıkrası gereğince c bendi yönünden getirilen kısıtlamanın sanıkların kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilme tarihine kadar geçerli olduğu gözetilmeden fıkranın tamamını kapsar şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla ” 40 gün”, ”50 gün”, “41 gün” ve ”820 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün”,” 6 gün”, ”5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ve gene hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “sanığın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.