YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7913
KARAR NO : 2015/12335
KARAR TARİHİ : 10.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Temyiz incelemesi dışındaki …’in, 20/05/2006 günü sanık …’a ait mobilyacı dükkanından 400 TL’ye mobilya aldığı ve karşılığında kendisinin borçlu, …’ın alacaklı olduğu, her biri 20/05/2006 tanzim tarihli ve sırasıyla 19/06/2006, 19/07/2006, 19/08/2006 ve 19/09/2006 vade tarihli, 100 TL bedelli dört adet senedi imzaladığı, kendisinden senetlere kefil istenmesi üzerine ise, senetlerin üzerine komşusu olan katılan …’un ismini ve adresini söyleyip yazdırdığı, katılanı bulup senetleri imzalaması için iş yerine getiremeyince, kardeşi olan …’dan kendisine kefil olmasını istediği ve kardeşi …in kabul edip sanık …’ın iş yerine giderek söz konusu dört adet senede kefil olarak imza attığı, ancak; birinci senedin kefil kısmına …’nın ismi yazılmasına rağmen, diğer üç senedin kefil kısmına …’in isminin yazılmamış olduğu ve önceden kefil kısmına yazılan katılan …’un isminin ve adresinin senetlerde kaldığı, bu senetlerin ödenmemesi üzerine, sanık … tarafından …İcra Müdürlüğü’nün 2008/8157 sayılı dosyasıyla senette borçlu görünen … ile kefil kısmında ismi yazan katılan … aleyhine icra takibine konulduğu, katılanın kefil kısmındaki imzasına itiraz etmesi üzerine, bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 18/11/2008 tarihli bilirkişi raporunda, kefil kısmındaki … adına atılan imzaların katılan …’un eli ürünü olmadığının bildirildiği ve …İcra Hukuk Mahkemesi’nin 27/11/2008 tarih ve 2008/864 esas, 2008/1339 karar sayılı kararıyla davacı …’un imza itirazının kabulüne ve icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, sanığın bu şekilde nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanığın savunmalarında, mobilya işi ile uğraştığını, …’in müşteri olarak gelip kendisinden mobilya aldığını, karşılığında da söz konusu senetleri düzenlediklerini, senetlerde herhangi bir sahteciliğin söz konusu olmadığını, katılan …’un adı ve soyadının bulunduğu kefil kısmını … isimli kişinin imzalayıp imzalamadığını bilmediğini, senetlerin … tarafından imzalandıklarını bildiğini, …’yı tanımadığını, senet bedelleri ödenmeyince senet borçlusuna ve kefile karşı icra takibi başlattığını, dolandırıcılık kastı olmadığını beyan etmesi, … ve …’nın da sanığın savunmalarını doğrular şekilde beyanda bulunmaları, sanığın senetlerde kefil olarak …’un isim ve adresinin bulunması nedeniyle ödenmeyen senetler için senet borçlusu … ve …’a karşı icra takibi başlattığına dair savunmasının aksine, dolandırıcılık ve sahtecilik kastıyla hareket ettiğine dair herhangi bir delil de bulunmaması karşısında; sanığın, yasal unsurları itibariyle oluşmayan nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/02/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.