Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/81 E. 2014/1371 K. 29.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/81
KARAR NO : 2014/1371
KARAR TARİHİ : 29.01.2014

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun 17/11/2009 tarih ve 2009/8-122-266 sayılı kararında belirtildiği gibi; ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu budur.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Değirmen işleten katılanın değirmenine un almak üzere gelen sanığın, katılanın yerel seçimlerde oy kullanmak üzere gideceğini, kendisini beklemesini söyleyip, değirmeni sanığa emaneten bırakmasına rağmen, sanığın değirmende bulunan 350 kg unu katılanın rızası olmaksızın alıp götürdüğü iddia olunan olayda; sanığın tanık olarak dinlenilen eşi ve oğlu ile katılanın eşinin beyanlarında, sanığın katılandan un alacağı olduğunu söyledikleri, sanık ve sanığın eşi ile oğlunun beyanlarında katılanın kendilerine eşi ile birlikte unu tartıp almalarını söylediğini belirtmeleri karşısında, sanığın atılı suçu işlediğine dair kuşkular bulunmakta olup, mahkemece sanığın bu suçu işlediğine dair katılanın soyut iddiasından başka mahkumiyetine yeter derecede kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden beraatına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 29.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.