Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/8525 E. 2015/21406 K. 25.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8525
KARAR NO : 2015/21406
KARAR TARİHİ : 25.02.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Tedavi amacıyla … Ağız Diş Sağlığı Hastanesine giden sanıklardan …’ın Bağ-Kur’lu olmasına rağmen prim borcu bulunması nedeniyle, usulüne uygun yeşil kartı bulunan diğer sanık …’ın rızasıyla yeşil kartını alarak muayene olmak istediği sırada, diş hekiminin yeşil kartın sanığa ait olmadığını farketmesi üzerine sanıkların kamu kurum ve kuruluşların zararına dolandırıcılık suçuna teşebbüs ettiklerinin iddia edildiği olayda; yeşil kartın sanık … adına düzenlenmiş olması ve üzerinde kendi fotoğrafının bulunması, kart üzerinde herhangi bir sahtecilik unsuru teşkil edebilecek mahiyette ekleme veya tahrifat bulunmaması, bu haliyle yeşil kartın aldatıcılık vasfını taşımaması, ayrıca sanıkların hastaneye başvuran hastaların kimlik kontrollerini yapmak ve ibraz edilen yeşil kartın hastaya ait olup olmadığını denetleme mükellefiyeti bulunan hastane görevlileri ve doktorun, denetim imkanlarını ortadan kaldırmaya yönelik hiçbir söz veya eyleminin bulunmaması, somut olayın da tanık doktorun sanık …’ın nüfus cüzdanını istemek suretiyle yaptığı denetimde ilk bakışta ve basitçe ortaya çıkmış olması nedeniyle dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından, sanıklar hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 25/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.