YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8573
KARAR NO : 2015/21569
KARAR TARİHİ : 26.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Sanık … ve katılan …’nın … Sokak No:52 Karşıyaka adresinde … Emlak Ofisi Gayrimenkul Danışmanlığı adı altında ortak olarak emlakçılık yaptıkları, suç tarihinde katılanın … Sokak No:3 Daire :9 adresindeki kendisine ait evi satıp sanığın portföyündeki …Sokak No:12 adresindeki daireyi almak istediğini söylediği, bunun üzerine sanığın katılanın almak istediği dairenin sahibi ile görüştükten sonra bu işlemleri gerçekleştirebilmek için alttaki dairenin satımı amacıyla vekaletname ile 15000 TL’lik bono vermesi gerektiğini katılana söylediği, katılanın da sanığın istediği 15000 TL’lik bono ile vekaletnameyi sanığa teslim ettiği, daha sonra sanığın katılana ait daireyi 66.500 TL’ye satıp parasını aldığı ve boş olan sözleşme konusu 12 numaralı daireye katılanı oturttuğu, katılanın 15000 TL’lik bonoya mahsuben 1000 TL ödemesine rağmen sanığın tapuda satış işlemini yapmadığı, katılanın sık sık kendisini uyarmasına rağmen sanığın edimini yerine getirmemesi üzerine katılanın 15000 TL’lik bonoyu geri aldığı ve bankadan kredi çekerek almayı düşündüğü 12 numaralı daireyi bedelini ödeyerek satın aldığı ve tapuda adına kayıt ettirdiği, sanığın da katılana ait evin satışından elde ettiği 66.500 TL ile bonoya mahsuben önceden aldığı 1000 TL’yi katılana iade etmeyerek üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Emlakçılık yapan sanığın, katılan ile aralarında yaptıkları anlaşma kapsamında aldığı vekaletname ve yaptığı sözleşmeye istinaden katılana ait evi satıp parasını aldıktan sonra katılanın satın almak istediği evin sahibine söz konusu parayı vermeyip tapu işlemlerini gerçekleştirmediği, akabinde suça konu taşınmazdan elde edilen parayı katılana iade etmeyerek harcaması karşısında, sanığın eylemine uyan ve TCK’nın 155/2. maddesinde öngörülen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.02.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.