YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8661
KARAR NO : 2015/21433
KARAR TARİHİ : 25.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında suç tarihi 02/11/2006 tarihi ve sonrası olarak belirtilmişse de, sanığın mağdur …’e karşı eyleminin suç tarihinin son para gönderme tarihi olan 07/11/2006 tarihi olacağı, mağdur …’a karşı eyleminin suç tarihinin son para gönderme tarihi olan 14/03/2007 tarihi olacağı anlaşılmakla, bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın kendi adına web sayfası oluşturarak internette kredi alınması konusunda aracılık edeceği yolunda ilan verdiği, bu ilanı gören mağdur …’ in 30.000 TL kredi almak isteğini, sanığın sitede bildirdiği irtibat telefonu vasıtası ile sanığa ilettiği, sanık ile mağdurun, kredinin yüzde onu kadar miktarın sanığa verileceği konusunda telefonda anlaştıkları, sanığın kredinin alınabilmesi için 800 TL masraf gerektiğini ve bunu posta çeki hesabına göndermesini istediği, sanığa güvenen mağdur …’in 800 TL parayı sanığın posta çeki hesabına yatırdığı, mağdurun telefonuna 30.000 TL değerinde kredinin onaylandığına dair mesaj geldiği, mağdurun peyder pey sanığın hesabına 2.800 TL parayı yatırdığı, mağdur …’in arkadaşı olan ve onun vasıtası ile siteyi öğrenip sanık ile telefonla irtibat kuran diğer mağdur …’ın ticari işleri sırasında paraya ihtiyacı olması nedeniyle 25.000 TL değerinde kredi istemini sanığa ilettiği, sanığın bu krediyi kendisine bankadan çıkartabileceğini söyleyip bunun için 5.000 TL masraf ve komisyon gerektiğini belirterek mağduru kandırıp ikna ederek peyder pey 5.000 TL’nin posta çeki hesabına yatırmasını sağladığı, mağdurların kredinin çıkmadığını öğrenmeleri üzerine sanığı aradıkları ancak ulaşamadıkları, bu suretle sanığın iki mağdura yönelik olarak kamu kurumu aracı kılınarak ve bilişim sistemleri araç olarak kullanılarak dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda ;
1-Mağdurların internet sitesinde gördükleri ilan üzerine sanığı aramaları karşısında, suç vasfının tayini ve gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi amacına yönelik olarak, web sitesi adresi tespit edilip, ilan örneği getirtilerek, ilanda aldatıcılık özelliğinin ve hilenin bulunması halinde eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenen “bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturacağı, aldatıcılık özelliğinin bulunmaması halinde ise aynı Kanun’un 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunun oluşacağı değerlendirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği ve PTT yoluyla para gönderilmesinde bu kurumun sadece ödeme aracı olarak kullanıldığı gözetilmeksizin, yazılı şekilde eksik araştırmayla ve suç vasfında hataya düşülerek kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
2-Kabule göre de; sanığın hesabına, mağdurlar tarafından farklı tarihlerde peyder pey para yatırıldığı anlaşılmakla, sanığın cezasında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi gereğince zincirleme suç artırımı yapılması gerektiği gözetilmeksizin, eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 25/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.