Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/8921 E. 2015/21936 K. 04.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8921
KARAR NO : 2015/21936
KARAR TARİHİ : 04.03.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri,aynı Kanun’un 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanık …’ın oğlu…’un ortağı olduğu …Tavukçuluk firmasının,… firmasından mal aldığı ve borçlandığı ve borçlarını ödemekte zorluk çekmesi üzerine şirket ortağı …’un babası sanık ….’den borca karşılık senet alındığı, ödemedeki gecikmelerin devam etmesi üzerine Sanık … oğlunun borcuna karşılık uzman konut yapı kooperatifindeki hissesini ….firmasına devir etmeyi teklif ettiği firma yetkililerince bu teklifin kabul edildiği, o tarihte firma temsilcisi olan katılan … ve Sanık… o tarihte ve halen müdahil firma vekili olarak görev yapan avukat …’ın katılımı ile yapılan görüşmeler sonrasında hisse devrine ilişkin noterde gerekli işlemleri yaparak, olay tarihinde uzman konut yapı kooperatifi yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan sanık … tarafından sanık … ve katılan …. tarafından hissenin devredildiği ve devraldığına ilişkin dilekçelere “30/6/2005 ve 163 sayılı kararı ile onaylanmıştır” biçiminde şerh verildiği, böylece sanıklar …, … ve …’nın tacir yada şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında ve yine kooperatif yöneticilerinin kooperatif faaliyetleri kapsamında nitelikli dolandırıcılığı suçlarını işledikleri iddia edilen olayda; tanık beyanları, katılan beyanı ve istikrarlı sanık beyanları ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde sanık …’in kendi adına olan kooperatif hissesini bir ödeme aracı olarak kullanıp teminat yada devir amacıyla katılana usulüne uygun şekilde noterde devir sözleşmesi ile devretmiş ancak kooperatif nezdinde hisse devri yönünde usulünce işlem yapmamış, bu yönüyle hareketin hileli hareket olarak değerlendirilemeyeceği, dolandırıcılık suçunun sanıklar tarafından işlendiği sabit görülmediğine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 04/03/2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi

Karşı Oy Görüşü;

Sanık …’in, … Kooperatifindeki çekilen kur’a neticesinde adına isabet eden … no’daki üyelik haklarının tamamını katılan …’e 50.000TL bedeli nakten ve tamamen aldığını belirterek noterden 30.06.2005 tarihinde devrettiği, devreden sanık ..’in anılan kooperatife yazdığı tarihsiz dilekçesiyle, 13 no’lu ortaklık hakkını, katılana devrettiğini ve üyelik hakkının adı geçene devrini talep ettiği, bu dilekçenin altına “kooperatifin 30.06.2005 tarihli ve 163 sayılı kararı ile onaylanmıştır.” denilerek mühür ve imza ile kooperatif yönetim kurulu üyesi sanık … tarafından onaylandığı, aynı şekilde katılan …’in de kooperatife yazdığı tarihsiz dilekçesiyle, üye sanık …’den üyelik hakkını devraldığını ve üyelik hakkının adına kaydını talep ettiği, bu dilekçenin de altına, sanık … tarafından aynı şerhin yazılıp (mühür ve) imza edilerek onaylandığı, tanık beyanına göre noterdeki devir işleminin de kooperatife bildirildiği,
Buna rağmen, kooperatifin 163 sayılı kararının konuyla ilgili olmadığı, daha sonra kooperatif tarafından hisse devri konusunda bir karar verilmediği, katılanın tapu almak için Tapu Sicil Müdürlüğüne gittiğinde, devraldığı üyelik hakkının sanık …’den kendisine, kooperatif tarafından devredilmeyerek, tapunun sanık … adına çıkartıldığını öğrendiği, sanık …’in savunmasında belirtildiği üzere tapu kendisinin üzerine çıktıktan sonra sanık …’in hissesini …’e 30.000 TL’ye sattığı şeklindeki olayda, sanıklar … ve .. açısından dolandırıcılık suçunun unsurlarının gerçekleştiği, sanık …’in kooperatif hissesini katılana devretmemiş gibi 3. bir kişiye yeniden hisse devri yaptığı, sanık İsmail’in de katılan ve sanık ….’in dilekçelerinin altına gerçekte hisse devri konusunda 163 no’lu karar alınmadığı halde, karar alınmış gibi imzalayıp onay verdiği yazılarla ve devamında bu yazının gereğini yapmayarak suçun oluştuğu düşüncesiyle belirtilen sanıklar yönünden verilen beraat kararının yerinde olmaması nedeniyle mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle Sayın çoğunluğun onama görüşüne katılamıyorum.