Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/8923 E. 2015/21911 K. 04.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8923
KARAR NO : 2015/21911
KARAR TARİHİ : 04.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, mağdur …’un satın aldığı kömürle ilgili borcunu ödeyememesi nedeniyle hakkında alacaklı vekili olarak icra takibinde bulunan katılan …’u tanıdığını söyleyip, borçlu olduğu miktarı kendisine vermesi halinde alacaklı vekiline ulaştıracağını belirleterek toplam 1.520 TL’lik borcun 1.200 TL’sini sanıktan alarak, söz konusu parayı katılana teslim etmediği halde altında kendisinin ve katılanın sahte imzasının bulunduğu ödeme yapıldığına ilişkin evrakı sanığa verdiği, bir süre sonra da mağdurla birlikte kalan borcu olan 320 TL’yi ödemek üzere icra dairesine gittikleri sırada, sanığın mağdura “sen kalp hastasısın, sen bekle ben öder gelirim” diyerek 320 TL parayı mağdurdan alıp icra dairesine gittiği, ödeme yapmadan çıktığı halde ödemeyi yaptığını söyleyerek hileli hareketlerle menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda, sanık, tanık, mağdur ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla değişik zamanlarda birden fazla kez menfaat temin etmiş olması karşısında, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması ve mağdurun 21/05/2010 tarihli celsede zararının karşılanmadığını ve fakat 28/10/2010 tarihli celsede zararının giderildiğini belirtmesine rağmen, sanık hakkında TCK’nın 168/2 yerine 168/1 madde ve fıkralarının uygulanması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 04/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.