YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/893
KARAR NO : 2014/1159
KARAR TARİHİ : 27.01.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Olay günü hamile olması nedeniyle rahatsızlanan suça sürüklenen çocuk …’ün, aynı evde birlikte yaşadığı suça sürüklenen çocuk … ile birlikte Erzurum Nene Hatun Kadın Doğum Hastanesine giderek, sanık …’e ait yeşil kart ile hastaneye giriş kaydını yaptırdıktan sonra muayenesini de sanık …’e ait yeşil kart üzerinden yapılmasını sağlayarak kendisine yapılan 24 TL tedavi masrafının katılan kurum tarafından karşılandığı ve bu şekilde suça sürüklenen çocukların kamu kurumunun zararına dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
Üzerinde herhangi bir tahrifatın yapılmadığı söz konusu sağlık karnesinin aynı gün yapılan incelemesi neticesinde, başkasına ait olduğunun tespit edildiği dikkate alındığında, sağlık karnesinin suça sürüklenen çocuk …’e ait olmadığının basit bir denetim sonucunda kolaylıkla tespit edebileceğinden gerçek sahibinin ibraz eden kişi olmadığının belirlenebilmesinin mümkün bulunduğunun anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuklarının eylemlerinin, aldatıldığı iddia edilen hastane görevlilerinin denetim olanağını ortadan kaldırmamış olması, yapılan beyanla değil, basit bir incelemeden sonra söz konusu sağlık karnesinin başkasına ait olduğunun tespit edilebilmesinin mümkün olduğu, dolandırıcılık suçunun kurucu unsuru olan hile öğesinin sergileniş açısından karşı tarafın inceleme olanağını ortadan kaldırmadığından atılı suçun hile unsurunun oluşmayacağı; ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 22.02.2010 tarihli yazısına göre de; suça sürüklenen çocuk …’ün, olay tarihinde sigortalı olan babasından dolayı sağlık güvencesinden yararlanma hakkını haiz olduğu ve bu şekilde kamu kurumun herhangi bir zararının da söz konusu olmadığının anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuklar haklarında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA 27.01.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.