Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/904 E. 2014/14939 K. 17.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/904
KARAR NO : 2014/14939
KARAR TARİHİ : 17.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’ın müşteki …’ın işletmekte olduğu … … isimli işyerine gittiği, iki katlı evinin olduğunu ve evini boyatacağını söyleyerek 15.02.2010 tarihinde ödemek kaydıyla boya istediği, müştekinin kabul etmesi üzerine …’ın müştekiye boya ustasının olup olmadığını sorduğunu, bunun üzerine müştekinin birlikte çalıştığı ve boyacılık yapan … isimli şahsı çağırdığı, birlikte işyerinden 2.000 TL değerinde boyaları seçtiklerini, daha sonra bu boyaları sanığın getirdiği araca yükledikleri ve boya ustası olan … inşaata bakmak istemesi üzerine sanığın başka işlerinin olduğunu, dayısını arayacağını ve onunla birikte inşaata gideceğini söylediği, diğer sanık …’u aradığı ve birlikte …’ın yanına gittikleri, o sırada sanık …’ın, … … yanına bırakarak boyalar ile oradan ayrıldığı, sanık …’un ise boya ustası …’ı lokantaya götürerek yemek yedirdiği ve bir süre oyalandıktan sonra boya yüklü aracın Kaşınhanı’nda olduğunu söyleyerek oradan ayrıldığı, … aracın gelmesini bir müddet bekledikten sonra aracın gelmemesi üzerine durumu müştekiye haber verdiği, sanıkların bu şekilde üzerlarine atılı dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanıklar, müşteki ve tanık ifadeleri ile tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
1-Sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteği yönünden yapılan incelemede;
Sanığın yokluğunda verilen kararın sanığa 24/09/2010 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 20/02/2012 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.