Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/909 E. 2014/14948 K. 17.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/909
KARAR NO : 2014/14948
KARAR TARİHİ : 17.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda, katılanın kendisine ait … plakalı aracı … oto pazarında satılığa çıkarttığı, sanığın aracı beğendiği ve katılanla 36.500 TL karşılığında aracı alma konusunda anlaştıkları, daha sonra katılan ve sanığın Uşak Noterliğine gittikleri, katılanın burada sanığa vekalet verdiği, sanığın başlangıçta araç satışından dolayı katılana 7000 TL ödediği, sanığın kalan parayı vereceğini söylemesine rağmen vermediği, katılanı değişik bahanelerle oyaladığı, para olmayınca sanığın katılana borçlusu …, kefili … … olan 16.11.2009 tarihli 29.500 TL bedelli senet verdiği, ancak sanığın kalan borcunu ödemediği,aracın satışından birkaç gün sonra… plakaya nakil gittiği,
bu şekilde sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun iddia edildiği olayda; sanık, katılan ve tanık ifadeleri, senet fotokopisi, araç tescil nakil bildirim belgesi ile tüm dosya kapsamından anlaşıldığından bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
TCK’nın 53. maddesi uyarınca kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini ;
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün”, “100 gün” ve “2000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.