YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9435
KARAR NO : 2015/22468
KARAR TARİHİ : 12.03.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık … ile temyiz dışı sanık …’ın eski karı – koca oldukları, mağdure …’ın ise sanıkların 15 yıllık komşusu olduğu, sanık…’nın ticari hayatta işlerinin yolunda gitmemesi ve ödemelerinin bulunması nedeniyle sıkıntıya girdiği, piyasaya borçlandığı, sanığın çıkış yolu olarak mağdure adına tapuda kayıtlı evi satmayı planladığı, ancak doğal olarak bunu mağdureye söyleyemeyeceği için mağdureye sıkıntıya girdiğini ve evini ipotek göstererek kredi çekmek istediğini söylediği, mağdurenin de sanığın bu haline acıyarak evi ipotek göstererek bankadan kredi çekebileceğini söylediği, sanığın bu işlemler için mağdure …’den nüfus cüzdanı fotokopisini ve tapu kaydını aldığı, akabinde diğer sanık olan …’ı mağdurenin kimlik bilgilerini kullanarak sahte nüfus cüzdanı alması hususunda yönlendirdiği, sanık …’ın da mağdure …’nin kimlik bilgilerini vererek … Mahalle Muhtarlığına nüfus cüzdanını yeniletmek için başvuruda bulunduğu, ancak nüfus cüzdanı değiştirme talep belgesine kendi fotoğrafını yapıştırdığı, daha sonra mağdurenin kimlik bilgilerinin bulunduğu üzerinde kendi fotoğrafı olan sahte nüfus cüzdanını Nüfus Müdürlüğünden aldığı, sanık…’nın sahte kimlik alındıktan sonra mağdureye ait evi satmak için müşteri aramaya başladığı, bu kapsamda daha önceden tanıdığı ve lokanta işletmecisi olan katılan …’a suça konu evi satma teklifinde bulunup başkasına ait bir evi katılan…’a göstererek 50.000 TL bedelle evin satımı hususunda anlaştığı, akabinde sanıklar ile katılan …’ın söz konusu evin satışı için tapuya gittikleri, burada sanık …’ın sahte olarak düzenlettirdiği nüfus cüzdanını ibraz edip kendini evin sahibi … olarak tanıtarak mağdure …’ye ait evi katılan …’a satmak üzere işlemleri başlattığı, işlemler bittikten sonra son imzaların atılması aşamasında sanık …’ın şüpheli, ürkek ve çekingen davranışları ile attığı imzanın dosyada bulunan ve asıl malik olan mağdure…’ye ait imza ile benzerlik göstermemesi üzerine durumun anlaşıldığı, bu şekilde sanığın temyiz dışı sanık … ile birlikte hareket ederek üzerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, ekspertiz raporu, resmi senet ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 12.3.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.