Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/944 E. 2014/14843 K. 17.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/944
KARAR NO : 2014/14843
KARAR TARİHİ : 17.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağdurun şikayetçinin oğlu olduğu ve olay günü şikayetçinin mağdura … … Şubesi’nde bulunan bir hesaba yatırması için 700TL para verdiği, mağdurun daha önce babası şikayetçi tarafından fazla sıra beklememesi için alınan banka sıra fişi ile doğrudan işlem sırasına girdiği, bu esnada tanımadığı bir şahsın yanına gelerek kendisine ne işlem yapacağını sorduğu, mağdurun da bir miktar para yatıracağını söylediği, bu şahsın mağdura ne kadar para yatıracağını sorduğu, mağdurun da bu şahsa 600 TL civarında para yatıracağını söylediği ve bunun üzerine bu şahsın mağdurun yanından ayrıldığı, bir süre sonra sanığın mağdurun yanına gelerek ona ” baban dükkanı kapattı mı? ” diye sorduğu, mağdurun da sanığa ” hayır kapatmadı, şu an depoda ” dediği, sanığın mağdura ” benim babanla bir senet işim var, babanın telefonunu bana söyle de babanı arayayım ” dediği, bunun üzerine önce mağdurun kendi telefonu ile babasını aramaya çalıştığı ancak sanığın mağdurdan şikayetçinin telefon numarasını isteyince mağdurun da numarayı sanığa verdiği, sanığın mağdurun yanında müştekinin numarasını telefonundan tuşladığı ve konuşur gibi yaparak mağdurdan biraz uzaklaştığı, ardından tekrar mağdurun yanına geldiği ve mağdura ” ben babanla görüştüm, seni … isimli dükkana git ve orada sana … isimli bir şahıs 960TL bedelli bir senet verecek, o senedi bana getireceksin ” dediği ve mağdura bu işyerinin nerede olduğunu tarif etmek için onunla birlikte bankadan dışarı çıktığı, biraz caddede yürüdükten sonra ona işyerini tarif ettiği, tam mağdur sanığın yanından ayrılacakken, sanığın mağdura ” sen para yatıracaktın değil mi? parayı bana verde ben yatırayım ” dediği, mağdurun babasının arkadaşı olduğunu zannettiği sanığa bankaya yatıracağı 700TL ‘yi verdiği ve sanığın yanından ayrıldığı, bir süre sanığın tarif ettiği iş yerini aradığı, bulamayınca bankaya geri gittiği, ancak sanığın bankada olmadığı, sanığın bu eylemiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, şikayetçi beyanı, fotoğraf teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
2-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “35 gün” ve “700 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi ve hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,17.09.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.