Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/9447 E. 2013/9348 K. 21.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9447
KARAR NO : 2013/9348
KARAR TARİHİ : 21.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın sorgusunda bildirdiği adresine gönderilen gerekçeli karar tebliğine ilişkin tebligat parçasının sanığın tanınmadığı şerhi ile iade edilmesi sonrası aynı adresten sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35.maddesine göre tebligat yapılmış ise de, sanığın Mernis adresi bulunduğundan anılan yasanın 21.maddesine göre tebligat yapılması yerine 35.maddeye göre gerekçeli karar tebliği usulsüz olmakla, sanığın eski hale getirme talebi yerinde olup, bu taleple ilgili olarak karar vermeye CMK.nun 42.maddesi uyarınca Yargıtay yetkili bulunduğundan, mahkemenin eski hale getirme ve temyiz talebi ile ilgili 07/02/2013 tarihli ek kararı hukuki değerden yoksun bulunmakla anılan ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
1)Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın, annesi adına açılan çek hesabına müsteniden alınan çek karnesinden hangi şekilde temin ettiği belirlenemeyen çek yaprağını doldurup, annesi adına keşideci sıfatıyla imzalayıp arkasını da cirolayarak, satın aldığı toptan ayakkabı karşılığında verip kullanması şeklinde gelişen olayda, sanığın beyanlarında annesinin kendisine çek düzenleme yetkisi vermediğini, çeki düzenlediğinden haberinin bulunmadığını beyan etmesi karşısında, suçun sübut bulduğu kabulü ile sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2)Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/02/2006 tarih, 11-129-13 sayılı içtihadında belirtildiği üzere; banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Suçun bu nitelikli halinin oluşabilmesi için, bankaya ait mal veya hizmetler ile fonksiyonlarının kullanılması yeterlidir; suçun mağdurunun kim olduğu nitelikli halin oluşumu bakımından ayırıcı bir ehemmiyet arz etmemektedir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanığın, annesi adına açılan çek hesabına müsteniden alınan çek karnesinden hangi şekilde temin ettiği belirlenemeyen çek yaprağını doldurup, annesi adına keşideci sıfatıyla imzalayıp arkasını da cirolayarak, katılanın babasına çekin annesine ait olduğunu da söyleyerek, satın aldığı bir miktar ayakkabı karşılığında verip kullanması şeklinde gelişen olayda, sanığın aşamalardaki beyanlarında çekteki imzanın kendisine ait olduğunu, karşı tarafın çekin annesine ait olduğunu bilerek kabul ettiğini söyleyerek çekten … sorumluluğunu kabul etmesi, katılanın babasının tanık sıfatıyla alınan ifadesinde sanığın çeki annesine ait olduğunu söyleyerek huzurunda doldurup imzaladığını söyleyerek sanığı teyit etmesi karşısında, dolandırıcılık kastı ile hareket etmediği anlaşılan sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.