Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/9475 E. 2015/22141 K. 09.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9475
KARAR NO : 2015/22141
KARAR TARİHİ : 09.03.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden … kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Kardeşi olan mağdur … ile birlikte pazarcılık yapan sanığın Mudanya Kapalı Pazar yeri inşaatını yapan ve katılan …’ın yetkilisi olduğu … Ltd. şirketinden almış oldukları pazar yerleri karşılığında satış bedelinin bir kısmı için suça konu, borçlu kısmında müştekilerden kardeşi …’ın ismi yazılı 28.000 TL’lik senedi boş olarak imzalayıp “imzanın kardeşi … tarafından atıldığını ve kendilerinin pazarcı olup, senet doldurmayı bilmediğini, senedi birlikte doldurmak istediğini” söyleyerek müşteki …’a verdiği, olaydan haberi olmayan müşteki …’ın suça konu senedin icraya konulmasından sonra … hakkında şikayetçi olmasıyla durumun ortaya çıktığı, bu suretle menfaat temin ederek sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia olunan olayda; mağdur … ile sanığın kardeş oldukları, işleri fiilen sanığın yürüttüğü, bu nedenle Pazar yerleri için şerefiye farkı olarak istenen bedele karşılık nakit ve başka senetler dışında suça konu senedi boş olarak imzalayıp katılan …’a verdiği, katılan … tarafından senedin vergi kaydı olması sebebiyle mağdur … adına doldurulduğu ve hakkında takip yapılması üzerine mağdur …’ın itiraz ettiği, sonrasında senedin kardeşi tarafından boş olarak verilen senet olduğunu anladıklarını beyan ettiği, senet üzerinde ilk bakışta kolaylıkla anlaşılan ve katılan tarafından yapılan ödeme tarihi bölümünde yer alan 20/04/2009 rakamlarındaki son hanedeki 8 rakamının 9 rakamı olarak yapılan değişiklikte paraf bulunmadığı, sanığın senet üzerindeki imzanın …’a ait olduğu konusunda beyanda bulunarak boş senedi verdiği hususunda katılanın beyanı dışında delil bulunmadığından, sanığın üzerine atılı suçların unsurları oluşmadığından bahisle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 09/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.