Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/9485 E. 2015/22503 K. 12.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9485
KARAR NO : 2015/22503
KARAR TARİHİ : 12.03.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Adli emanetin 2010/2970 sırasında kayıtlı eşya hakkında mahkemesince bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmıyan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Suça sürüklenen çocuk-sanık …’in (01/07/1991 doğumlu) gerçekte sanık …’in (1965 doğumlu) kızı olduğu halde, sanık …’in dedesi, sanık …’in babası olup 31/03/1993 tarihinde vefat Bağkur sigortalısı Mehmet Reşit’in nüfusuna “sanki kızıymış gibi” 19/04/1993 tarihinde (sanıkların fikir-eylem birliği içinde hareket ederek) tescil ettirilmesiyle 31/04/1993-17/02/2010 tarihleri arasında (diğer hak sahipleri de olduğu halde) toplamda 5.440 TL haksız maaş alması ayrıca sanık …’in, şikayetçi … ile gayri resmi birlikteliğinden 13/07/2007 tarihinde doğduğu beyan edilen müşterek çocukları Sıla’yı 09/06/2008 tarihi itibariyle nüfusa baba adı “…” yerine “Abdulkerim” olarak beyan edip tescil ettirmesi eylemlerinin her iki sanık açısından “nitelikli dolandırıcılık” suça sürüklenen çocuk … açısından “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
“Resmi belgede sahtecilik” suçundan suça sürüklenen çocuk … hakkında verilen “mahkumiyet” hükmüne yönelen Cumhuriyet savcısı ve katılan … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
1-Suça sürüklenen çocuk …’e yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçundan doğrudan doğruya zarar görmeyen SGK’nın kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı, “suç ayrımı yapılmaksızın” 18/01/2011 tarihli duruşmada verilen ve anılan suç açısından usulsüz olmakla hukuken geçersiz olan müdahillik kararı, hükmü temyiz etme hakkı vermeyeceğinden öte yandan Cumhuriyet savcısının yüzüne karşı tefhim olunan 02/06/2011 tarihli hükmü yasal süresi geçtikten sonra 10/06/2011 havale tarihli dilekçesiyle temyiz ettiği anlaşıldığından, vaki temyiz itirazlarının 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi uyarınca sırasıyla “sıfat yokluğundan” ve “süre yönünden” ayrı ayrı REDDİNE,
2-“Nitelikli dolandırıcılık” suçundan suça sürüklenen çocuk … ve sanık … haklarında verilen “beraat” hükümlerine yönelen katılan … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3-“Resmi belgede sahtecilik” suçundan suça sürüklenen çocuk … hakkında verilen “mahkumiyet” hükmüne yönelen müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Suça sürüklenen çocuğun “nüfusta baba adının tashihi” davasını şikayetten önce açması, kütüğe tescilin yapıldığı 09/06/2008 tarihindeki beyanın “sözlü” olarak alınıp işlemin gerçekleşmesinde savunmanın aksini kanıtlayıcı, suç kastını ortaya koyan kesin delillerin dosya kapsamına göre bulunmaması karşısında, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.