YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9502
KARAR NO : 2013/7911
KARAR TARİHİ : 29.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in, PTT’de havale yaptırmak üzere bekleyen katılan …’in yanına yaklaşarak kendisini görevli olarak tanıtıp yardımcı olmayı teklif ettiği, katılanın kabul etmesi üzerine, kimlik fotokopisini çektirmesi için katılanı dışarı gönderdiği, ayrıca içerideki işleri tamamlayabilmesi için katılandan havale miktarı olan 440 TL’yi istediği, havale parasını sanığa veren katılanın fotokopi çektirmekten döndüğünde sanığı göremediği anlaşıldığından, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Temel cezanın belirlenmesi sırasında, “suçun işleniş biçimi, fiilin özellikleri, suç konusunun önemi, kastın ağırlığı ve yoğunluğu” şeklinde kullanılan gerekçenin TCK’nın 61. maddesi anlamında yasal, yeterli ve dosya içeriğine uygun olduğuna ve buna bağlı olarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesinin yerinde bir uygulama olduğuna şüphe bulunmamakta ise de; mağdurdan alınan paranın 440 Lira olduğu ve tüm dosya içeriği göz önüne alındığında, anılan kanunun 157/1.maddesi gereğince 1 ila 5 yıl hapis cezasını gerektiren dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken, alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılması gerekirken, hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak hapis cezasının 5 yıl olarak belirlenmiş olması,
b)5237 sayılı TCK’nın 58/3. maddesinin uygulanmasına dayanak yapılan mahkumiyet hükmünün kesinleşme tarihinin suç tarihinden sonra olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağının anlaşılması karşısında; sanığın adli sicil kaydında yer alan ve suç tarihi itibariyle tekerrüre esas olabilecek ilamlar getirtilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.