Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/958 E. 2014/15730 K. 29.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/958
KARAR NO : 2014/15730
KARAR TARİHİ : 29.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Yukarıda açık kimlik bilgilerine yer verilen sanıklardan …’nın suça konu … … … Polikliniğinin gayri resmi sahibi olduğu, adı geçen sanığın poliklinikte mesul müdürlük yapan … ve … isimli kişilerin kaşelerini kullanma ve imzalarını taklit etmek suretiyle sahte ödeme belgeleri tanzim ettiği, akabinde bu ödeme belgelerine poliklinikte yapılmayan veya yapılması mümkün olmayan tetkik ve tedavi ücretlerini de eklemek suretiyle poliklinikte tedavi olan kişilerin görev yaptıkları kamu kurumlarına gönderdiği, bu şekilde sahte ödeme belgeleri ile yapılmayan tetkik ve tedavilerin bedellerinin poliklinik hesabına aktarılmasını sağladığı, söz konusu poliklinikte müdürlük yapan sanık …’in de sanık …’nın eylemine iştirak ettiği ve kurumda bulunan tıbbi cihazlarla yapılması mümkün olmayan tetkiklerin bedellerinin yapılmış gibi kamu kurumlarına fatura edilmesini sağladığı, şirketin yarı ortağı olan diğer sanık …’ın ise fiilen Şırnak ilinde hiç bulunmamasına rağmen söz konusu polikliniğin açık kalabilmesi için kağıt üzerinde polikliniğin mesul müdürü olarak görünmesini sağladığı, aynı zamanda poliklinik tarafından düzenlenen ödeme belgelerinde ve kamu kurumlarına gönderilen faturalarda tetkik istem formlarında ve reçetelerde kaşesinin kullanılmasına ve imzasının taklit edilmesine izin vererek ve imkan sağlayarak poliklinikte gerçekte yapılmamış tetkikleri yapılmış gibi kamuya fatura edilmesini sağladığı, bu şekilde adı geçen sanıkların tamamının fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek düzenlenen sahte ödeme belgeleri ile kamu kurumlarını aldatıp kamunun ekonomik yönden zarara uğramasına sebebiyet verdikleri iddia edilen olayda;
A-Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükme yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B-Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
1-5237 sayılı Kanun’da, 765 sayılı Kanun’dan farklı olarak “gün para cezası” sisteminin kabul edilmesine bağlı olarak nispi para cezasına yer verilmediğinden, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken, TCK’nın 158/1-j-son maddesine göre adli para cezasının, TCK’nın 52. maddesi uyarınca, elde edilen veya elde edilmek istenilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde temel gün birim sayısı üzerinden belirlenip, artırım ve indirimlerin yapılmasından sonra elde edilen sonuç gün birim sayısının, 20-100 TL arasında belirlenecek bir gün karşılığı para miktarı ile çarpılması suretiyle tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, artırım ve indirimlerden sonra TCK’nın 158/1- son maddesi gereğince belirlenen para cezasının menfaatin iki katına çıkarılarak fazla ceza tayini
2- Katılan kurumun zararının 27/10/2010 tarihinde kovuşturma başlamadan önce giderildiğinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 168/1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması yerine daha ceza indirimini düzenleyen TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/09/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.