YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9715
KARAR NO : 2013/8149
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Temyizle ilgili eski hale getirme isteklerine ilişkin karar verme görevinin Yargıtay’a ait olması karşısında, mahkemenin sanığın eski hale getirme isteğinin reddine ilişkin 13.11.2012 tarih ve 2010/264 esas, 2011/251 karar sayılı ek kararının hukuki değerden yoksun olmasının, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 35.maddesine aykırı olarak gerekçeli kararın mernis adresi dışında tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın temyiz ve eski hale getirme isteğinin haklı, temyizin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılan … firması ile sanığın sahibi ve yetkilisi olduğu… Gıda Maddeleri San. Tic. Ltd.Şti. arasında dağıtıcılık sözleşmesi imzalandığı, sanığın bu sözleşmeye istinaden katılan firmadan indirimli aldığı ürünlerini yerel bayiilere sattığı ve bedellerinin pos cihazı vasıtasıyla kredi kartlarından tahsil ederek katılan firmanın hesabına aktardığı, 14.05.2008 tarihine kadar anlaşmaya uygun olarak işlemlerin bu şekilde yürütüldüğü,ancak sanığın bir süre sonra katılan firmanın bilgisi dışında sahibi olduğu şirket adına yeni bir hesap açtırdığı ve banka şubesine yazılı talimat vererek eski hesaba para transferi yapılmamasını, tahsil edilen paraların yeni hesaba aktarılmasını istediği, sanığın bu şekilde tahsil edilen paraların katılan firma yerine kendi hesabına aktarılması sonucunda katılan firmanın 140.000 TL civarında zarara uğramasına neden olduğu somut olayda;katılan firma ile sanık arasında anılan sözleşmeden kaynaklanan hizmet ilişkisi bulunduğunun iddia ve kabul edilmesi karşısında; eylemin TCK’nun 155/2. maddesinde belirtilen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu gözetilmeden yasal unsurları bulunmayan dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; sanık hakkındaki hükmün kesinleştirilip infaza verildiği anlaşıldığından infazın durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesi için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,02.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.