YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9741
KARAR NO : 2015/22566
KARAR TARİHİ : 25.03.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Şikayetçi …’in soy ismi hükümde … olarak yazılmış ise de, bu husus mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıklardan …’in 23. Dönem TBMM tanıtma kartı, özel giriş kartı ve yine TBMM Konut Mensupları Giriş Kartı ile yine kendi adına düzenlenmiş TBMM özel giriş kartını kullanarak kendisini TBMM’de üst düzey görevli olarak tanıtıp Meclis’e rahatlıkla girip çıkarak işçi alımında yetkili olduğu izlenimi verdiği, diğer sanıklar …’in kendisini TBMM’de daire başkanı olarak tanıtıp … sahte ismini kullanarak sanık … ile birlikte şikayetçi ve katılanlara TBMM’de işçi alımında nüfuzlarının olduğunu, kendilerinin imzası olmadan işçi alımı yapılamadığını belirterek şikayetçi ve katılanlara iş bulacaklarını söyleyip güven telkin ettikten sonra, şikayetçi …’ın amcasının oğlu olan sanık … ve onun vasıtasıyla tanıştığı sanık …’e 11.000 TL bedelli senet ile yine adı soyadı ve imzasının bulunduğu imzalı boş senet verdiği; şikayetçi …’ın kendi adına farklı tarihlerde olmak üzere toplam 20.000 TL, yeğeni olan … adına ise 1.500 TL parayı sanıklar … ve …’e verdiği; şikayetçi …’in farklı tarihlerde olmak üzere toplam 18.500 TL parayı sanık …’a verdiği; katılan …’ın kendisi ve oğlu olan katılan …’ın işe girebilmesi için üç sanığa da farklı tarihlerde değişik miktarlarda olmak üzere toplam 145.000 TL’lik nakit para ve senet verdiği; sanık …’in evinde yapılan aramada katılan … ve şikayetçi …’ın borçlu olduğu senetler ile sanık … adına TBMM özel giriş kartlarının bulunduğu, bu şekilde sanıkların şikayetçi ve katılanlardan hileli hareketlerle menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanıklar hakkında şikayetçiler …, … ve …’a karşı eylemleri sebebiyle verilen mahkumiyet kararına ilişkin yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanık, tanık, şikayetçi ve katılan beyanları, teşhis tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre, eylemlerin dolandırıcılık suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup sanıklar hakkında bir daha suç işlemeyecekleri yönünde olumlu kanaat oluşmamasına dayanan yeterli gerekçeyle erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmaması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanıkların şikayetçi …’a yönelik hileli hareketleri sonucu iki adet senet alarak menfaat temin etmeleri karşısında sanıkların üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunun tamamlanmış olduğu gözetilmeksizin sanıklar hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanması, kabule göre de 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin suçun tamamlanmasından sonraki pişmanlığı düzenlemekte ve tamamlanan bir suçun yol açtığı zararın giderilmesi, eski hale getirilmesi ya da malın iadesini kapsamakta olduğu dikkate alındığında, mahkeme tarafından eylemin teşebbüs aşamasında kaldığının belirtilmesine karşın etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak sanıklar hakkında eksik ceza tayin edilmesi, şikayetçi …’ın aleyhe temyizi olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiileri ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 1 ve 2 nolu bendinde yer alan adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “120 gün”, “150 gün”, “75 gün” ve “1.500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün”, “3 gün” ve “60 TL” adli para cezası ibaresinin; hükmün 4 nolu bendinde yer alan adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “120 gün”, “60 gün”, “75 gün” ve “1.500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “2 gün”, “2 gün” ve “40 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında katılanlar İrfan ve …’a karşı eylemleri sebebiyle verilen mahkumiyet kararına ilişkin yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanık, tanık, şikayetçi ve katılan beyanları, teşhis tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre, eylemlerin dolandırıcılık suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıkların İrfan ve …’a karşı eylemleri sonucu toplam 145.000 TL menfaat temin etmiş olması karşısında, suçun işleniş şekli, sanıkların kasıtlarının yoğunluğu ve zararının ağırlığı karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler esas alınıp, hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesi gereğince hükmolunan hapis cezalarının tayininde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiileri ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.